Bu yılı maalesef 7 Ekim'de yeniden başlayan İsrail-Filistin çatışmasında ateşkese ulaşamadan ve Kuzey Irak'ta verdiğimiz 12 şehidin acı hatıraları ile uğurluyoruz. 2023'te ABD ve diğer Batılı ülkelerin İsrail katliamlarına verdiği desteğin "BM, uluslararası düzen, değer ve norm" gibi kavramları altüst eden ve uluslararası toplumun vicdanında derin yaralar açan olaylara tanıklık ettik. İki yıl önce koronavirüs salgınının gündemimize taşıdığı büyük güç rekabeti geçen yıl Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ile hızlanmıştı. İsrail'in Gazze işgali uluslararası hukukun tabutuna bir çivi daha çakarken bize dünyamızın yeni çatışmalara kolaylıkla sürüklenebileceğini gösterdi. Yemen krizi ABD ve İsrail'in İran ve vekilleri ile bölgesel bir çatışmaya gitme riskini hatırlatıyor.
Devamı
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi İsmail Sarı ve Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Akademi Direktörü Ferhat Pirinççi, ABD yönetiminin kurulduğunu açıkladığı çok uluslu misyona ilişkin değerlendirmede bulundu.
Devamı
Kssam Tugaylarıyla birlikte Gazze'de mukim diğer direniş yapılarının 7 Ekim'de İsrail'e yönelik başlattıkları yıldırım harekatının üzerinden iki ay geçti. Aksa Tufanı olarak adlandırılan bu hamle, içerisinde yeni askeri doktrinler barındırırken, drone ve paramotorların kullanımı gibi yeni teknik imkanlarla da İsrail ordusunda büyük bir şok etkisi yaratmıştı. İsrail ordusuna ait Gazze etrafında konuşlu askeri üsler Filistinliler tarafından ele geçirilmiş, bölgedeki işgal/yerleşim alanları da kontrol altına alınmıştı.
Hamas'ın 7 Ekim'de İsrail'e karşı başlattığı Aksa Tufanı operasyonu, İsrail'in hava ve kara saldırıları eşliğinde devam ediyor. İsrail'in ülke içinde yaşanan şoku atlatmak, askeri caydırıcılığı yeniden tesis etmek ve Hamas'ı Gazze halkını toplu cezalandırma yöntemiyle bertaraf etmek için gerçekleştirdiği askeri saldırılar 36. gününü doldurdu.
Ortaya çıkan manzara İsrail'i yeni bir güvenlik doktrinine ve Filistin meselesinde geçmişe kıyasla daha radikal bir duruşa itecek gibi görünüyor. Kaçınılmaz olarak, Lübnan ve Suriye'deki Hizbullah'ın bu çatışmaya dahil olması yakın görünmekte ve ABD için endişe yaratmaktadır. ABD'nin İsrail'e verdiği sınırsız destek durumu daha da kötüleştirmekte ve süregelen bölgesel dinamiklerin yeniden değerlendirilmesini gerektirmektedir. Sonuç olarak, bölgesel normalleşme bağlamında çerçevesi çizilen "yeni Ortadoğu"nun şekillenmesi giderek zorlaşıyor.
Bu analiz 2020’nin sonunda başlayan ve devam eden süreçte hızlı bir şekilde normalleşme ve iş birliği boyutuna evrilen ilişkilerin temel dinamiklerini, Körfez ile yakınlaşmanın Türk dış politikası açısından anlamını ve Ankara ile yakınlaşmanın Körfez bağlamındaki stratejik mantığını tartışmaktadır.
ABD’nin çok da itiraz etmeyeceği izlenimi yarattı. Bu tavrıyla Washington’un çözüm için maliyet üstlenmekten kaçınarak siyasi çözüm sürecini bölge ülkelerine bırakmak ve görece istikrar sağlandıktan sonra Suriye’den çekilme opsiyonuna sahip olmak istediği söylenebilir.
Devamı
Bölge devletlerin Türkiye’ye bakışları değişti, Ankara’ya saygı duymaya başladılar. Akabinde bunun gereği olarak bölge devletleri Türkiye’ye bakışlarını olumlu anlamda değiştirdiler. Öte yandan, Türkiye de görece istikrara kavuşan Ortadoğu bölgesine yönelik yeni gerçeklikler ışığında dış politikasını yeniden yapılandırdı. Bu karşılıklı siyaset değişikliği doğrultusunda, küresel bazı gelişmelerin de etkisiyle, Ortadoğu bölgesinde kapsamlı bir normalleşme süreci başladı.
Devamı
ABD’nin Çin casus balonunu düşürmesini doğrudan eleştiren, Rusya’ya yakınlaşarak askeri yardım aşamasına gelen, Tayvan’a silah satışına karşı sert dil kullanan, Xi’nin 3. döneminde orduyu ‘çelikten bir duvar’ haline getirme sözü veren bir Çin var karşımızda. Ukrayna barış planı önerisinden iki hafta sonra Suudi Arabistan ve İran gibi karşıt güçleri bir araya getiren bir Çin. ABD’nin Ortadoğu’dan çekilmesini fırsata çevirmeye çalışan ancak bölge dengelerini iyi anladığı da şüpheli olan bir Çin. Karşısında ise Ortadoğu’da maliyet azaltmak isteyen ancak Çin’in bölge liderliği iddiasıyla mücadelenin de kaçınılmaz olduğunun farkında olan bir ABD.
İran İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı, yedi senelik bir aradan sonra diplomatik ilişkilerini restore etme kararı aldılar.
Aşırı yoksul kesimler arasında kadınlar en büyük yoksul grubu oluşturuyor. Temiz su, gıda ve eğitim gibi temel insan hak ve ihtiyaçlarına erişimi çok daha kısıtlı olan aşırı yoksul kesimler, yaşanılan döngü nedeniyle nesiller boyu aşırı yoksulluktan çıkamıyor. Araştırmalara göre yoksulluktan çıkış, iki veya üç nesil sürebiliyor.
ABD'nin İran ve Venezüela'ya uyguladığı yaptırımlar en fazla halkları etkilemektedir. Rusya yaptırımları ise savaşı durdurmazken yönetim ve halk üzerinde baskı oluşturmuştur.
Almanya Federal Başbakanı (Şansölye) Olaf Scholz’un Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar ziyareti Alman dış politikası açısından önemli arayış ve dönüşümlere işaret ediyor.
Ankara, bölgede güvenlik ve istikrar sağlayan bir denge unsuru olmayı arzu ediyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2017 yılından bu yana ilk defa gerçekleştirdiği Suudi Arabistan ziyareti sonrasında iki ülke ilişkilerinde yeni bir sayfa açılmış oldu. Suudi Arabistan'ın bölgesel ağırlığı ve önemi dikkate alındığında, atılan bu somut adım, Türkiye'nin bölgesel normalleşme stratejisinin en önemli halkalarından biri olacaktır. Türkiye-Suudi yakınlaşmasının bir taraftan diğer Arap devletleriyle ilişkilerin iyileştirilmesine katkıda bulunması; diğer taraftan da Yunanistan ve YPG gibi Türkiye karşıtı bölgesel aktörlere olan desteği sona erdirmesi beklenmektedir.
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)'nin Katar ile ilişkilerini normalleştirmesi, 2017 krizinde Katar'ın en büyük destekçisi olan Türkiye ile ilişkilerindeki gerginliğin önemli nedenlerinden birini ortadan kaldırmış oldu.
Küresel sistem güç rekabetinin daha derinleşeceği jeopolitik bir mücadele dönemine girerken Ortadoğu'da aktörler nasıl normalleşecek?
Türkiye, 2015 yılında henüz anlaşma imzalanmadan önce Ulusal Katkı Beyanı'nı iletmiş ve 2030 yılına dek sera gazı emisyon artışını yüzde 21 oranında azaltmayı planladığını belirtmiştir.
Türkiye gerilimli ilişkilerde yeni sayfa açma arayışında. ABD, AB, Mısır, Yunanistan, BAE, Suudi Arabistan ve İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi politika gündeminde.