Batı'nın 'Kürtler' Yalanı PKK-YPG’yi Örtme Çabası

'Kürtler' konusu bağlamında Batı kamuoyunda Aralık ayının sonunda başlatılıp Ocak ayında devam ettirilmek suretiyle yeniden ısıtılan Türkiye kampanyası, aslında tanıdık özelliklere sahip.

Devamı
Batı'nın 'Kürtler' Yalanı PKK-YPG yi Örtme Çabası
Çıkmaz Yol

Çıkmaz Yol

YPG kontrolündeki bölgeyi Ruslara- Esed'e bırakma, SDG Arap unsurlarına verme, Avrupalı güçlerden oluşan bir koalisyona bırakma seçeneklerini tartıştırıyorlar.

Devamı

Amerikalıların Soğuk Savaş’ın sona erdiği 1990’ların başında ne hedeflediklerini ve planladıklarını hatırlayalım...

Türkiye'nin parlak geleceği, bir üst ligde kalma kararlılığı. Saldıranların hedefi, Erdoğan'ın liderliğiyle Türkiye'nin milli menfaatlerini takip eden bağımsız bir politika izlemesine son vermek.

Trump dönemi uluslararası sistemin gittikçe netleşen bir özelliği var. Güç mücadeleleri artık daha çıplak gerçekleşiyor. "Evrensel normların" ihlalini maskelemek bile gerekmiyor.

“Adana Mutabakatı’nı” Tartışmak

Fırat'ın doğusundaki 'güvenli bölge' üzerine farklı planların yarıştığı bir döneme geçtik..

Devamı
Adana Mutabakatı nı Tartışmak
Rusya Suriye de Ne İstiyor

Rusya, Suriye’de Ne İstiyor?

Rusya, Suriye’de önemli riskleri göze alarak aktif bir politika izliyor. Nedir bu riskler?

Devamı

SETA Washington D.C. Koordinatörü Kadir Üstün “Trumpçılık” kavramı hakkında değerlendirmede bulundu.

ABD askerlerine yönelik bombalı saldırı gerçekleştirildi. Bu saldırıların hedefi net: ABD kamuoyunun Trump'ı baskı altına almasını ve böylece çekilme kararını gözden geçirmesini sağlamak.

Geldiğimiz noktada Washington çekilmeyi konuşurken Ankara, müttefiki tarafından büyütülen bir terör örgütü ile nasıl mücadele edeceğini hesaplıyor.

Uluslararası güçlerin kontrolünde YPG'yi koruyacak bir güvenli bölgenin kabul edilmesi mümkün değil..

SETA Washington D.C. Araştırma Direktörü Kılıç Buğra Kanat Münbiç’te ABD askerlerine düzenlenen saldırı ve saldırının ABD’ye yansımaları hakkında değerlendirmede bulundu.

Trump’ın bu elçilerinin diplomasiyle bağdaşmayan tehditkâr tavır ve açıklamaları, Amerikan Başkanı’nın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’un Ankara ziyareti öncesinde yaptığı Türkiye karşıtı açıklamalarla ve Trump’ın bizzat kendisinin Türk ekonomisini hedef alan tehditleriyle birlikte düşünüldüğünde daha iyi anlaşılıyor.

Başkan Trump kendi nobran usulüyle pazarlığa başladı..

Trump, Türkiye ile çalışmak konusunda kararlı ancak bunu hayata geçirecek irade ve istek en yakınlarında bile mevcut değil. Bu noktada Ankara-Moskova arasında yeni bir sürecin hızlandırılmasına ihtiyaç var. Anlaşılan o ki Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Putin’e yeniden iş düşecek.

İsrail ve Körfez ülkeleri Obama'nın Ortadoğu politikasını çok önemsiyor. Bunun için ABD'nin Suriye'den çekilmesinin Türkiye ile koordineli olmaması için ellerinden geleni yapacaklar. Trump'ın ekibinin bu çifte sınırlandırma tuzağına düşmemeleri lazım.

Amerikalı yetkililer tarafından yapılan çelişkili açıklamalar yönetimin kapsamlı bir Suriye stratejisi oluşturamadığını bir kez daha gözler önüne serdi..

Çekilme Türkiye ile koordine edilmedikçe ABD'nin bıraktığı boşluk fiilen İran tarafından doldurulur. Ve Ortadoğu da ağırlıklı şekilde Rus nüfuzuna kalır. Tel Aviv dahil bütün müttefik başkentler yönünü giderek Moskova'ya çevirir.

ABD tarafındaki bu belirsizlik, Türkiye’nin hiçbir ülkeye güvenmeden kendi güvenlik çıkarları için gerekli gördüğü adımları atmasını zorunlu kılıyor.

Amerikan Başkanı Trump, Suriye’den çekilme kararını açıklasa da, güvenlik bürokrasisi ve bazı lobilerin bu karara direnecekleri ve mümkünse Amerikan askerlerinin Suriye’de daha uzun süre kalmalarını sağlamaya çalışacakları tahmin ediliyordu.