Türkiye-Yunanistan İlişkilerinde Yeni Dönem

Gelişmelerin seyri büyük ölçüde Yunanistan'ın bundan sonra atacağı adımlara göre şekillenecek. Her halükarda Türkiye-Yunanistan ilişkileri artık eski formatında olmayacak.

Devamı
Türkiye-Yunanistan İlişkilerinde Yeni Dönem

Yunanistan'ın maksimalist hamlelerine ve iddialarına karşı duyarlı olunması zorunluluğunu ortaya çıkarıyor. Bu noktada Doğu Akdeniz'de sergilenen kararlılık ve caydırıcılığın artırılarak Ege'deki eski ve yeni Yunan girişimlerine karşı uygulanması önemli. Geçmişte Ege'de iki ülke arasında bir Lozan dengesi oluşturulmuştu ve Yunanistan bu dengeyi hep kendi lehine bozdu. Dolayısıyla artık ya Lozan dengesinin yeniden tesis edilmesinin ya da Ege'de yeni ve sürdürülebilir bir dengeyi oluşturmanın zamanı geldi görünüyor.

SETA Dış Politika Araştırmacısı, Uluslararası Hukuk Uzmanı Prof. Dr. Yücel Acer son günlerde yaşanan gelişmeler ışığında Türkiye - Yunanistan ilişkilerini değerlendirdi.

Yunanistan ve Türkiye seçimlere çok yakın iken Washington'un Atina'yı, halk tabiriyle şımartması, NATO müttefikleri arasında riskli bir sürece işaret ediyor. Ankara, güvenlik taleplerinin karşılanması konusunda ısrarlı olacak. İsveç ve Finlandiya'nın üyeliği vetosunda da Suriye'de operasyon konusunda da milli çıkarlarının gerektirdiği adımları atacak.

Ankara, Ukrayna krizini ve tetiklediği süreci ittifakın daha güçlü olması için bir fırsat olarak değerlendiriyor. Türkiye'nin güvenlik kaygılarının giderilmesi ittifak içi dayanışma göstergesi olacaktır. Britanya'nın Türkiye'ye savunma sanayisi alanındaki ambargoları kaldırması diğer üyeler tarafından da takip edilmelidir.

Miçotakis’in ABD Ziyareti ve Mutat Gündem: Türkiye

Miçotakis’in ziyaretinde ön plana çıkan üç nokta bulunuyor. Bunlardan birincisi Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin son dönemde dile getirdiği Kıbrıs sorununda iki devletli çözüm önerisine karşı çıkılması, ikincisi Türkiye’ye silah transferlerinin engellenmesi, üçüncüsü ise Yunanistan’ın F-35 savaş uçağı alım talebini açıkça dile getirmesi.

Devamı
Miçotakis in ABD Ziyareti ve Mutat Gündem Türkiye
Muhalefet İki Ülkenin NATO ya Üyeliğine Nasıl Bakıyor

Muhalefet İki Ülkenin NATO’ya Üyeliğine Nasıl Bakıyor?

Dış politika milli bir meseledir. Uzun süre iktidar olamamanın getirdiği sorumsuzlukla ve popülist yaklaşımlarla dış politikaya yaklaşılamaz. Dış politikada devletlerin sorumluluğu vardır. Bu sorumluluk sadece iktidarları bağlamaz. Muhalefetin teorik olarak iktidar alternatifi olduğu düşünüldüğünde söylediği sözler, ortaya koyduğu yaklaşımlar uluslararası çevreler tarafından da çok kolay bir şekilde araçsallaştırılır.

Devamı

SETA Brüksel Koordinatörü Talha Köse, bölgede yaşanan son gelişmeler ışığında Almanya-Türkiye ilişkilerini değerlendirdi.

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, 9 Mart Çarşamba günü Ankara'yı ziyaret ederek 2008'den bu yana Türkiye'yi ziyaret eden ilk İsrail Cumhurbaşkanı oldu.

ABD'nin EastMed'ten destek çekme kararı İsrail'den ziyade Yunanistan'ı ve dolayısıyla Güney Kıbrıs'ı teknik nedenlerin yanı sıra psikolojik açıdan olumsuz etkiledi.

Türkiye'nin dış politika hamleleri uluslararası medya tartışmalarının gündeminden düşmüyor.

Kafkaslarda 'bir fırsat penceresi' aralandı.

Biden, Rusya'nın Ukrayna'yı işgali durumunda sadece ekonomik yaptırımlar uygulayacağını açıkladı. Putin'in düşünmesi gereken neredeyse Ukrayna'nın nasıl bir direnç göstereceği ile sınırlı.

SPD-Yeşiller-FDP koalisyonu haricinde Alman devletinin terör örgütleri PKK'ya ve FETÖ'ye "kucak açan" tavrı, hiç şüphesiz yeni dönemde de Türk-Alman ilişkilerinde gündemin ilk sırasında yer alacaktır.

AİHM'in bazı kararlarını ve Avrupa Konseyi'nin Türkiye'ye karşı bazı tutumlarını öteden beri taraflı bulan Türkiye, son zamanlarda AİHM'nin, tutuklu yargılaması devam eden Osman Kavala'nın salıverilmesini dair Aralık 2019'da aldığı kararı ile ilgili de memnun gözükmemektedir.

İki iddialı ülkenin rekabet ettikleri sorunları hemen çözmeleri beklenmemeli. Elbette ortak ekonomik çıkarların bölgesel krizlerde yeni müzakereleri ve pazarlıkları getirmesi mümkün.

CHP'nin sert söylemlerinin çok büyük bir etkisi var. CHP kendi cenahındaki 'derin seküler öfke' ile yüzleşmedi, sadece üzerini örttü.

Son günlerde Azerbaycan ve Ermenistan arasında cereyan eden yeni çatışmaların bir an önce bitirilmesi, Ermenistan'ın kışkırtılmaması ve İran'ın da sahadaki gerçekler ışığında hareket etmesi son derece önem taşımaktadır. İran'ın Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkilerindeki yumuşamaya benzer bir süreci Türkiye'nin de mezkur ülkeler ile yaşaması, Türkiye-İran ilişkilerine de olumlu yansıyacaktır.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun başlattığı helalleşme açıklaması ve geçmişle yüzleşeceğini söylemesi önemlidir. 2023'e yönelik olarak bir seçim taktiği olsa bile CHP ve onun temsil ettiği siyasi geçmiş açısından üzerinde durulmayı hak eder.

Adı Libya olan elması parçalamak, şekillendirmek ve bir zincire bağlayıp kendi ellerinde tespih misali çevirmek. Paris Konferansı da bu süreci meşrulaştıracak yeni kılıf.