CHP Bunu Hak Ediyor mu?

AK Parti TBMM çatısı altında, iyi niyetle CHP'ye merkez partisi muamelesi yapıyor. Oysa ne Kılıçdaroğlu, ne CHP bunu hak ediyor.

Devamı
CHP Bunu Hak Ediyor mu
HDP Yeni Anayasa Sürecinde Hangi Yolu İzlemeli

HDP Yeni Anayasa Sürecinde Hangi Yolu İzlemeli?

Burhanettin Duran, HDP’nin, yeni anayasa yolunda nasıl bir rota belirlemesi gerektiğini üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Devamı

Fahrettin Altun geçtiğimiz günlerde Amerika'nın başkenti Washington'da düzenlenen konuşmacıları arasında Selahattin Demirtaş, Koray Çalışkan gibi isimlerin de bulunduğu panel özelinde, “Türkiye’yi dışarı şikâyet hastalığı”nı yorumladı.

Ufuk Ulutaş: “Bu dönem Demirtaş’ın esprilerini dinlememiz gereken bir dönem değildi ama Demirtaş 7 Haziran’da ne yaptıysa 1 Kasım’da da benzer bir söylem içerisine girdi; benzer bir tavır içerisine girdi. Türkiye’de olan olayları hiç dikkate almadı.”

Bir yanda Ahmet Davutoğlu konuşuyor. Diğer yanda Kılıçdaroğlu, Demirtaş ve Bahçeli. Davutoğlu'nun konuşmalarının odağında partisinin tek başına iktidar olması durumunda yerine getireceği taahhütler var.

Seçimlere iki gün kala hepimiz sandıkların muhtemel sonucuna odaklandık. Tek başına AK Parti iktidarı mı yoksa koalisyon mu?

Neymiş, Tek Başına İktidar Kötüymüş!

1 Kasım'da ise sadece bir tek şeye karar vereceğiz. AK Parti tek başına iktidar olacak mı, olmayacak mı?

Devamı
Neymiş Tek Başına İktidar Kötüymüş
Gezi'nin ve 17-25 Aralık'ın Yarattığı Değer Erezyonu

Gezi'nin ve 17-25 Aralık'ın Yarattığı Değer Erezyonu

Vandallığın ve ahlaksızlığın siyaset zemini haline geldiği bir ortamda maalesef patlayan bombalar, akan kan ve gözyaşları da siyasallaşmıştır.

Devamı

Suriye iç savaşı bitirilmedikçe Türkiye terör sorunundan kurtulamaz. Bu savaşın bizi bugün bu ölçüde etkilemesi de temelde AK Parti'nin Suriye'deki spesifik politika tercihleri ile ilgili değil.

"Türkiye boyundan büyük işlere kalkıştı" diyen şer ittifakının, bugünkü dayanağı katliamlar ve terör eylemleri. Yeni bir seçime doğru giderken bu kanlı girişimler üzerinden siyasi rant devşireceklerini düşünüyorlar.

İsmail Çağlar, Ankara saldırısı özelinde bazı medya organlarının terör olayları karşısında izlediği yayın politikasına ilişkin konuştu.

Bu ülkenin çocukları terörü de hak etmiyor, dökülen masum kanlar üzerinden nefret siyaseti yapılmasını da.

Cihangir Türklerinin 7 Haziran seçimlerini esas etkileme gücü oy miktarlarından değil, HDP kampanyasını şekillendirmede yaptıkları etkiydi.

Bir bakıma tarihin akışına yetişememe gibi bir problemle karşı karşıya kalan Türkiye toplumu, görece durgun geçen zaman dilimlerinde yaşanan gelişmelerin sağlamasını ve değerlendirmesini şimdilerde yapıyor.

AK Parti hem Türk hem de Kürt kamuoyunu yöneterek bu meseleyi en azından çözme niyetine sahip olduğunu ortaya koyuyor. PKK'nın silahlı güçlerini Türkiye dışına çıkarması hem süreci akamete uğratabilecek yol kazalarının azalmasına hem de AK Parti'nin çözüm niyetini kararlı politikalarla tahkim edebilmesine ortam sağlayacak.

Üniversiteler şayet toplum tarafından kendilerine bağışlanan özel pozisyonlarını sürdürmek istiyorlarsa, hakikat arayışında toplumun gerisinde değil, ilerisinde olmalıdırlar.

BDP kongresini en iyi özetleyen cümle aslında Ä°smet Özel'in "Ä°nsanlar hangi dünyaya kulak kesilmiÅŸse,diÄŸerine sağır" ifadesinde gizli.

Türkiye,15 Aralık'tan bu yana, BDP'nin yarattığı gündemi tartışıyor. Bu gündem, birbirinden bağımsız iki ana başlıktan oluşuyor. Birincisi, BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ın 15 Aralık'ta, devletin yasal ve anayasal adımlarını beklemeden BDP'nin Kürtlerin yaşadığı tüm bölgelerde yaşamın tüm alanlarında iki dilli hayatı hâkim kılacağına dair yaptığı açıklamadır. İkincisi, Demokratik Toplum Kongresi (DTK)'nin 18-19 Aralık'ta gerçekleştirdiği "Demokratik Özerklik Çalıştay"ı sonrasında kamuoyuna ilan ettiği "Demokratik Özerk Kürdistan İnşası" taslağıdır. Her iki gündem maddesinin içerdiği insani ve meşru talepler, BDP ve DTK tarafından, kamuoyunu kışkırtacak, meydan okuma algısı oluşturacak bir tarzla gündeme sokulmuştur. İki dilli yaşam talebi, TBMM kürsüsünde Kürtçe konuşularak; özerklik tartışmaları da öz savunma gücü, ayrı resmi dil ve ayrı bayrak gibi talepler üzerinden sağlıklı ve serinkanlı biçimde tartışılamaz hale getirilmiştir.

“DehÅŸet dengesi” kavramı, geçmiÅŸte ABD ile SSCB arasındaki silahlanma yarışını ifade etmek için kullanılan bir sözcük. DehÅŸet dengesi, terimi iki bloklu dünyada taraflardan birinin nükleer silaha baÅŸvurması halinde, diÄŸerinin de karşılık vereceÄŸi ve dünyanın yok olacağı tezine dayanıyordu. Nükleer rekabet, soÄŸuk savaşı sürdürülemez ve yönetilemez hale getirmiÅŸti. Bu tablo paradoksal biçimde bir yandan savaÅŸ seçeneÄŸinin güçlenmesine diÄŸer taraftan ise barış çabalarının artmasına yol açıyordu. Türkiye’nin Kürt meselesi karşısındaki tavrı da “dehÅŸet dengesi” kavramındaki duruma benziyor. Meselenin geldiÄŸi hassas nokta, bir yandan barış ve çözüm umutlarını güçlendirirken, diÄŸer yandan düÅŸük yoÄŸunluklu savaşın sürmesine yol açıyor. Son günlerde BDP, DTK, Abdullah Öcalan, Murat Karayılan ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’yle süren yoÄŸun görüÅŸme trafiÄŸi çözüm umutlarını yeniden güçlendirdi. Devletin çatışma yerine müzakereyi seçmesi, Ankara’da yaÅŸanan önemli bir deÄŸiÅŸime iÅŸaret ediyor. Bu görüÅŸmelerden neyin çıkıp neyin çıkmayacağını önümüzdeki günlerde göreceÄŸiz. Ancak 1993 inisiyatifinden sonra ilk defa sorun karşısında mutabakat saÄŸlanmış görünüyor. Anlaşıldığı kadarıyla referandum sonuçlarının saÄŸladığı özgüvenle hükümet, devleti de yanına alıp amaçsız taktik manevralardan vazgeçerek doÄŸrudan meselenin üzerine gidiyor. Hükümetin beklentileri doÄŸru biçimde yönetmesi durumunda baÅŸarı saÄŸlamaması için herhangi bir neden yok.