“Stratejik Ortaklığı” Yeniden Düşünmenin Vakti Geldi mi?

mesele Türkiye'nin hassasiyetlerinin anlatılmaması veya anlaşılmaması değil ABD'nin dış politikasındaki sorunun müttefikleriyle ilişkiyi de tehlikeye atacak bir türbülans içine girmesiydi.

Devamı
Stratejik Ortaklığı Yeniden Düşünmenin Vakti Geldi mi
Türkiye Milli Menfaatleri Söz Konusu Olduğunda Tek Başına Hareket Edebileceğini

Türkiye Milli Menfaatleri Söz Konusu Olduğunda Tek Başına Hareket Edebileceğini Gösterdi

SETA Dış Politika Araştırmaları Direktörü Muhittin Ataman, Türkiye’nin uluslararası aktörler karşısında güçlenen konumu üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Devamı

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) bünyesinde hazırlanan Kriter dergisinin 40. sayısı çıktı.

Ülkeler arasındaki problemlerin çözümünde müzakere yollarından başarı elde edemeyen devletler birbirlerine karşı askeri, siyasi, ekonomik veya kültürel birçok kısıtlayıcı önleme başvurmuştur..

SETA Güvenlik Araştırmacısı Murat Aslan, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Barış Pınarı Harekatı’nda kullandığı silahlar üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) bünyesinde hazırlanan Kriter dergisinin 39. sayısı çıktı.

Savuma Sanayiinin Yükselişi

Türk Savunma sanayiinin 2000'lerden itibaren katettiği mesafe bölgesel ve küresel ölçekte söz sahibi olan silah tedarikçilerini giderek daha fazla rahatsız ediyor. Zira küresel savunma pazarı silah ihracatçısı ülkeler için en önemli ekonomik girdilerden birisini teşkil ediyor.

Devamı
Savuma Sanayiinin Yükselişi
2000'li Yıllarda Türkiye Ekonomisi

2000'li Yıllarda Türkiye Ekonomisi

90'lı yıllar siyasi/ekonomik/toplumsal açılardan kabus gibi bir dönemdi. Türkiye bu dönemde hem çok zarar gördü hem de çok vakit kaybetti. 2002'de daha bir yaşını yeni doldurmuş bir partinin tek başına iktidara gelebilmesinin arkasında işte bu "sevimsiz tablo" bulunuyordu. Oldukça genç ve enerjik bir nüfusa sahip olan Türkiye ekonomisi kendisine gelişecek uygun/istikrarlı bir zemin arayışı içindeydi.

Devamı

On yedi yıldır iktidarda olan AK Parti'nin dış politikada ortaya koyduğu performans birçok söylem, farklı politik tercihler ve değişim hatları barındırıyor. Türkiye'nin AB'ye tam üyelik statüsü de AB ile kapışması da, ABD ile ilişkilerin gelişmesi de "eksen kayması" yaftalaması da, Afrika açılımı da Suriye'de askeri harekat yürütülmesi de bu zaman zarfında gerçekleşti. Kimi zaman birbiri ile taban tabana zıtmış gibi görünen bu söylem ve politikalardan biri ya da birkaçı merkeze alınarak AK Parti'nin dış politika çizgisi eleştiriye tabi tutuldu ya da övgüye mazhar oldu.

9-13 Eylül ve 23-27 Eylül 2019 tarihleri arasında, SETA Ankara bünyesinde, üniversitelerin sosyal ve mühendislik bilimlerinde öğrenim gören 3. ve 4. sınıf lisans ve lisansüstü öğrencilere yönelik 'Savunma Politikaları ve Teknolojileri' adlı bir yaz okulu programı düzenlenecektir.

Türkiye, Ortadoğu ve Balkanlarda etkin bir güç olarak yükselerek kendi dış politika yapım süreçlerinde bağımsız kararlar alırken, Doğu Akdeniz ve Suriye'de yaşanan gelişmelerde görüldüğü üzere kendi ulusal çıkarları söz konusu olduğunda geri adım atmadığını ortaya koymaktadır.

SETA Genel Koordinatörü Burhanettin Duran, sevkiyatına başlanan S-400’ler ve Türkiye’nin savunma sanayinde yapmış olduğu atılımlar üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye, Osmanlı’dan beri Batı ile ilişki içinde. Ama bu ilişki dengeli olmaktan ziyade Batı’nın kontrolünde bugüne kadar geldi. Son yıllarda Batı’ya ‘hayır’ diyebilen bir Türkiye, soruna neden oldu. Yaşanmakta olunan S-400, F-35, Suriye ve Doğu Akdeniz krizleri tam da bu nedenden çıkıyor. Türkiye’nin kendi çıkarlarına göre hareket etmesi Batı’yı rahatsız ediyor. Ya bu yeni duruma alışacak, ya da ayrışacaklar. Türkiye’nin, hava savunmasını güçlendirmek için ABD’nin vermediği füze bataryalarını Rusya’dan satın alması birçok yaptırım tehdidine neden oluyor. Eğer bu yaptırımlar savunma sanayini de kapsar ve derinleşirse Türkiye- Batı ilişkileri ciddi kopma noktasına gelir. Türkiye, ABD’nin vermediği savaş uçaklarını Rusya, Çin ya da onlarla ortaklaşa üretmek zorunda kalacaktır. Bu da ABD’nin, Türkiye’yi Batı ittifakından uzaklaştırması Rusya ve Çin’e yaklaştırması anlamına gelir..

PKK’nın doktriner uygulamalarının da incelendiği bu analizde TSK’nın Hakurk’ta başlattığı Pençe Harekatı Türkiye’nin terörizmle mücadele stratejisinin bir vakası olarak ele alınmaktadır

G20 zirvesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Amerikan Başkanı Trump'ın görüşmesinden Türkiye adına son derece olumlu mesajlar çıktı. Bir süredir ABD Kongresi ve Pentagondan S-400 alımının Türkiye'ye hem yaptırımlar hem de F-35 programından çıkarılmak gibi maliyetler getireceği mesajları geliyordu.

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) bünyesinde hazırlanan Kriter dergisinin 37. sayısı çıktı.

S-400 meselesi mümkün olan en az hasarla atlatılacak gibi görünüyor. Eğer bu öngörü doğru çıkarsa Türkiye'nin en öncelikli iki gündem maddesi hakkında olumlu bir hava doğacaktır.

Japonya'nın nın Osaka şehrinde düzenlenen G20 zirvesi sona erdi. 2008'deki küresel finans krizi sonrası ilk yıllarda liderler zirvesinde ağırlıklı olarak küresel ekonomiye dair meseleler masaya yatırılmış olsa da krizin etkilerinin azalması ve jeopolitik meselelerin ön plana çıkmasıyla birlikte G20 zirvelerinin ana gündem maddeleri küresel siyasete doğru kaymıştı. Son üç zirvenin aksine ticaret savaşlarının da etkisiyle Osaka'da dikkatler yeniden ekonomik meselelere kaydı.

Japonya'da yapılan G-20 zirvesi ikili ve heyetler arası görüşmeler bakımından katılımcı ülkelere diplomasi için önemli bir zemin sunmuş gibi görünüyor.

Nasıl Amerikan kurumları Trump'a direnebiliyorsa Trump da kurumlara direnebilir..

Japonya'nın ev sahipliğinde gerçekleşen 14. G20 zirvesinin ana başlıkları küresel ekonomi, ticaret, yatırım, inovasyon, çevre ve enerji, istihdam, kadının güçlendirilmesi, kalkınma ve sağlık olarak belirlendi.