Başkanlık Sistemi ve Kalıplaşmış İtirazlar

Türkiye'de siyasal sistem tartışmaları gündeme geldiği dönemlerde, konunun siyasal alanda ve akademik çevrelerde tartışılması genellikle tartışmayı başlatan aktörler üzerinden yürütüldüğünden, başkanlık ve parlamenter sistemle ilgili kalıplaşmış yargılar oluşmuştur.

Devamı
Başkanlık Sistemi ve Kalıplaşmış İtirazlar
Başkanlık Sisteminin Siyasal Anlamı

Başkanlık Sisteminin Siyasal Anlamı

1960 darbesinden sonra parlamento daha çok halkın seçtiği zayıf yürütme organının bürokratik oligarşi tarafından kontrolüne hizmet etti.

Devamı

Mevcut siyasal sistemin yaşadığı tıkanıklar ve sorunlara dikkat çeken Burhanettin Duran, başkanlık sisteminin güçler ayrılığı açısından daha iyi bir sistem olarak öne çıktığını belirtti.

Ali Aslan, Türkiye örneğinde parlamenter sistemin halkın iradesini yansıtmaktan ziyade sınırlandırmaya, kontrol altına almaya, engellemeye yönelik bir şekilde düzenlendiğine dikkat çekti.

Başkanlık sisteminin Türkiye örneğine nasıl uygulanacağını yorumlayan Burhanettin Duran, sistemin Türkiye'ye has bir takım özelliklerin olması, Türkiye siyasal sisteminin sorunlarını çözmesi ve Türkiye'nin ihtiyaçlarına cevap vermesi gerektiğine dikkat çekti.

Başkanlık sisteminin 'otoriter' bir yönetimi ortaya çıkaracağını söylemek, en basitinden başkanın yüzde ellinin üzerinde oy alarak seçileceğini bile dikkate almamak demektir.

Başkanlık Sistemini Tartışmanın Anlamı

Muktedir olmak için başkanlığa en az ihtiyacı olacak siyasetçi Erdoğan'dır. Asıl soru "nasıl bir başkanlık sistemi?" olmalıdır.

Devamı
Başkanlık Sistemini Tartışmanın Anlamı
5 Soru Demokratik Siyaset ve Siyasi İstikrar İçin Başkanlık Sistemi

5 Soru: Demokratik Siyaset ve Siyasi İstikrar İçin Başkanlık Sistemi

Başkanlık sisteminin ayrıntılarını değerlendiren SETA Siyaset Araştırmacısı Ali Aslan, “Başkanlık sisteminin hem güçlü yürütmeyle istikrarın sağlanmasına hem de demokratik siyaseti güçlendirerek siyasetin normalleşmesine hizmet etme potansiyeli var.” yorumunda bulundu.

Devamı

Başkanlık sistemi parlamenter sistem ile karşılaştırıldığında başkanlık sisteminde çok daha keskin bir güçler ayrılığı düzeni ve liderden bağımsız bir siyasi parti yapısı vardır.

Türkiye'de parlamenter sistem fikirlere değil çıkarlara odaklanan kırılgan yapısı nedeniyle otorite sorunlarına yol açıyor. Başkanlık sistemi siyasi tarafların olgunlaşarak ortak iyiye yönelmelerini, yönetimin istikrarlı ve etkin hale gelmesini sağlayabilir

Son bir yıllık süreçte ise cari açık, dış borçlar, faizler ve enflasyon gibi parametreler üzerinden küresel imajı yıpratılmaya çalışılan Türkiye ekonomisinin soğukkanlı ve etkili yönetimi noktasında bir tazelenme ihtiyacı göze çarpıyor.

Muhalefet, başvuracağı birçok taktiğe rağmen Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı seçilmesini engelleyemeyeceğini de öngörüyor. Bu nedenle, Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığını kabullenerek seçim sonrası gündemi esir almaya yönelik birçok başlık açılıyor, bu başlıklar üzerinden tartışmalar yapılıyor.

Başbakan Erdoğan döneminde, Türkiye'nin hem kendi bulunduğu bölge sorunlarıyla ilgilenen hem de dünya siyasal sisteminde birtakım değişiklikler talep eden bir ülke olarak öne çıktığı söylenebilir.

Cumhurbaşkanlığı tartışması üzerinden, son on yıla anlam veren vesayet-demokrasi mücadelesinin yeni bir evresi yaşanıyor.

On yıllık vesayetle mücadele sürecinde vesayetten yana tutum alan muhalefetin, vesayetçi sistemin öngördüğü cumhurbaşkanlığı modeline tutunması sürpriz değildir.

CHP ve MHP, cumhurbaşkanlığı seçim propagandalarında yeni bir işbölümüne yönelecek gibi görünüyor. Ana strateji Erdoğan ve AK Parti karşıtlığına dayalı kutuplaştırıcı dili İhsanoğlu'nun adaylığı ile yeni bir evreye taşımak.

Eğer bugün otoriterlik üzerinden bir siyasal rejim tartışması yapacaksak önce son 10 yılda gerçekleştirilen demokratik kazanımları masaya koyarak, bu tartışmaya başlamamız gerekir.

2007'de cumhurbaşkanı seçtirmemek için kriz çıkaranlar, bugün kendilerinin müsebbibi olduğu yeni cumhurbaşkanı seçim sisteminde aday gösteremez hale geldiler.

Arap devrimlerinin fitilini ateşleyen yaseminler ülkesi Tunus, geride bıraktığı üç yılın sonunda bugün geldiği konum itibariyle de umut aşılamaktadır. Arap ülkeleri içinde geniş katılımlı bir demokrasi tecrübesini yaşama arzusunu ortaya koyan ilk ülke olma özelliğini taşıması bu umudu haklı çıkarmaktadır.