Türkiye, artık “güvenmediği” ve bazı faaliyetlerini tehdit olarak gördüğü Almanya ile güvenlik alanında iş birliği yapmak istemiyor.
Devamı
Mağlubiyetler statüko ittifakının vazgeçeceği anlamına gelmiyor. Deneyecekler. Yeni metotlar geliştirecekler. İmkanlarını seferber edecekler.
Devamı
Can Dündar’ın Avrupa’da bir saraydan başka bir saraya koşarak; bir gazeteden başka bir gazeteye geçerek yaptığı dezenformasyon, zihinsel sömürgeleşmenin post modern versiyonudur.
Türkiye Almanya arasında yaşanan krizi SETA Dış Politika Araştırmaları Direktörlüğü’nden Bünyamin Keskin yorumladı.
Aslında örgüt başından beri ihanete ayarlıydı. Fakat toplumun böylesi sıkı örgütlü olmayan kesimleri örgütlü olanlara karşı savunmasızdır.
İktidar kanadı toplumla bağını koparacak elitleşmeye izin vermemelidir. Muhalefet kanadı ise kendi cephesinde dış müdahaleye göz kırpan siyasi marjinalleşmenin önüne geçmelidir.
15 Temmuz, Türkiye'de toplumsal merkezin yeniden tanımlandığı radikal bir kırılmayı temsil etmektedir.
Devamı
Kemalistler eğer bu topraklarda dindar ve muhafazakâr olmayı bir suç haline getirip baskı altına almasalardı bu terör örgütü bu kadar neşv-ü nema bulmazdı
Devamı
Bu çalışmada darbe girişimi öncesi ve sonrasıyla, FETÖ ve 15 Temmuz hakkında hazırlanan iddianameler üzerinden analiz edilecektir.
Can Dündar'a, Enis Berberoğlu'na sahip çıkanların, bugün Türkiye'yi kaosa sürüklemek için yollara dökülenlerin kirli kumpasın ortağı olduğu ayan oldu...
Söz konusu yürüyüşü değerlendirirken, analiz düzeyi olarak bir başlangıç noktasına ihtiyacımız var. O da MİT tırları kumpası üzerinden süren yargılamalara verilen tepkinin neticesinde bu yürüyüşün gerçekleştirildiği hususu.
Tırlara ilişkin Türkiye ile ABD yönetimi arasındaki tartışmalar, diplomasinin kendine özgü soğuk atmosferi içinde konuşulup üstü örtülecek bir mesele olabilirdi. Ancak bu sefer durum farklı.
Kılıçdaroğlu, dokunulmazlıkları bizzat CHP'nin de destek verdiği anayasa değişikliği ile kaldırılmış, teröre yardım ve yataklıktan yargılanan HDP'li vekiller ile kol kola yürümek zorunda kalıyor.
28 Şubat'ın başörtüsü yasağı ile 15 Temmuz darbe girişiminin davalarının görülmesindeki sıkıntıları aynı "adalet" paketi içinde karşılaştırmak ciddi bir yanılgıdır.
Şimdi Türkiye için ülkeyi dış düşmanlara karşı savunma işlevini yeterli ve etkin biçimde yerine getirecek bir ordu kurma zamanı.
Batı'daki Türkiye düşmanlarının Batı kamuoyuna pazarlayacakları bir hikâyeye ihtiyaçları var. "Türkiye toplumunun büyük kısmı, Erdoğan'ın görevden ayrılmasını istedi" mesajı vererek bunu yapmak istiyorlar.
Batı basını mağdurla zalimi yer değiştiriyor. Darbenin mağduru olan sivilleri askerleri linç eden zalimler, darbenin zalimi olan askerleri ise halk tarafından linç edilen mağdurlar haline getiriyor.
Katar krizi nereden çıktı? Katar bu ablukaya karşı direnebilecek mi? Bu restleşmeden kim kazançlı çıkacak?
Yenikapı yeni bir siyasete karşılık geliyor.
PKK, FETÖ, HDP, CHP, Almanya... Hepsi yerli yerinde. Bunun burada ne işi var dediğiniz bir isim, kurum aktör var mı bu sayılanlar arasında?
Nankörler çünkü ülkenin son 15 yılda yaşadığı demokratik dönüşümü görmeden baskı altında olduklarını iddia ediyorlar. Tıpkı 15 Temmuz'da tıpkı 15 Temmuz'da kendilerini de kurtaran vatan nöbetlerinin ülkeyi otoriterleştirdiğini iddia ettikleri gibi.