Perspektif: “Yatırım Yoluyla Vatandaşlık” Ekonomik Aktiviteye Katkı Sağlar mı?

Dünyada “yatırım yoluyla vatandaşlık” uygulamaları ve hedefleri nelerdir? Türkiye’de yatırım yapan yabancılara vatandaşlık uygulamasıyla ne amaçlanmaktadır? “Yatırım yoluyla vatandaşlık”ın ekonomik aktiviteye etkisi nasıl olur?

Devamı
Perspektif Yatırım Yoluyla Vatandaşlık Ekonomik Aktiviteye Katkı Sağlar mı
Kredi Derecelendirme Kuruluşlarına Mecbur muyuz

Kredi Derecelendirme Kuruluşlarına Mecbur muyuz?

Yunanistan'daki borç krizi öncesinde, her üç kuruluş da cömertçe not artırırken, Türkiye ve gelişmekte olan ülkelerde ise cömertliği bir kenara bırakalım, objektif davranmaktan uzaklar.

Devamı

Raporda finans merkezlerinin tarihsel süreçleri, önemli finans merkezlerinin özellikleri ve İFM projesi incelendi.

Trump'ın kafasına koyduğu gibi dağa taşa set çekmesi, esas itibariyle ilişkilere set çekmek anlamına geliyor ki, duvarın getirdiği asıl mana da bence bu…

Bizdeki haline aldanmayın. Gıda fiyatları son yıllarda, küresel ölçekte pek de parlak günler geçirmedi. 2014 ve 2015 yıllarında genel itibariyle düşüşler kaydeden gıda grubu, 2016 yılında ise bir parça stabilize olmayı başarmış görünüyor.

ABD'nin içe dönük ve korumacılığı ön plana çıkarması karşısında küresel ekonomi ve dünya ticareti nasıl etkilenir?

Türkiye’nin Direniş Ekonomisi

2013’ün yaz aylarından itibaren farklı cephelerden gelen tehditlerle yüzleşmek durumunda kalan Türkiye ekonomisi, tüm olumsuzluklara rağmen büyümesini devam ettirerek ayakta kalmayı başardı.

Devamı
Türkiye nin Direniş Ekonomisi
Meksika da Huzursuzluk

Meksika’da Huzursuzluk

Meksika'nın huzuru, süregelen yolsuzluk ve uyuşturucu gibi acı dertlerin yanı sıra, komşudan da gelen saldırının etkileriyle katmerlenen bir ekonomik bozulmayla enikonu kaçmış durumda.

Devamı

Türkiye ekonomisi küresel ticaretteki zayıflık, 15 Temmuz başarısız darbe girişimi ve ciddi jeopolitik risklerin gölgesinde 2016 yılının ilk yarısında önemli bir büyüme performansı gösterirken, darbenin gerçekleştiği üçüncü çeyrekte kısmi bir daralma yaşamıştır.

Yanı başımızdaki ülkelerin teröre açık destekleri karşısında, koruma ve kollamanın ne düzeyde olduğunu çok açık bir şekilde gördük.

Türkiye ekonomisinin uzun vadeli dönüşümüne serinkanlılıkla bakabildiğimizde, güçlü finansal düzenleme yapısı, bankacılık sistemi ve mali disiplin uygulamasının makroekonomik krizlere karşı güçlü bir koruma oluşturduğunu görebiliriz.

Bugün karşımızda aslında önceki yıla göre daha mütevazılaşmış ancak yine de az buz olmayan aksiyon düşünceleri sergileyen bir FED var.

Türkiye ekonomisinde yapılamayan, bu kez toplumsal yaşamda güvenlik korkusu oluşturularak Türkiye resmini, umutsuz ve karamsar bir şekilde gösterme çabası devrede.

Türkiye ekonomisinin şu anda yaşadığı sıkışıklıkta ve kuşatmada son 3 yılda yaşadıklarımızın önemli rol oynadığı açık değil mi?

Şimdi militanlar ülkede ekonomik kriz çıkarmaya çalışıyorlar. Ah bir kriz çıksa, ülke alt üst olsa, işyerleri kapansa, ocaklar tütmese, babalar işsiz evlatlar aç kalsa...

23. Dünya Enerji Kongresi’nin ana gündem maddesi, 2060 yılına dair enerji senaryoları ve üçlü enerji açmazı konuları olan enerji güvenliği, enerjiye erişim ve sürdürülebilirlikti.

Türkiye de tıpkı Rusya ve Brezilya gibi özellikle Gezi ve 17-25 Aralık süreçlerinden bu yana ABD ve Avrupa’daki yaygın dezenformasyon ve dış politika tercihlerindeki stratejik ayrışma sonucu derecelendirme kuruluşlarının hedefe koydukları ülkelerden biri haline gelmiş durumda.

Kur savaşı ile ticaret rekabetinde kendilerine daha avantajlı bir pozisyon sağlamayı hedefleyen ülkeler, bu yolla ulusal paralarının değerini düşürerek ihracatlarını artırmaya çalışıyor. Bu politika “rekabetçi devalüasyon” olarak adlandırılıyor.

Göreve geldikten sonraki ilk söyleşisini Kriter’e veren Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Çetinkaya, merkez bankacılığı tartışmaları, TCMB’nin para politikası, 15 Temmuz ve ekonomi yönetimiyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Çetinkaya, Kriter Genel Yayın Yönetmeni Fahrettin Altun’un sorularını yanıtladı.

Yeni dönemde belki yüzlerce reform adımını içeren “grand” paketlerden ziyade içeriği net tanımlanmış ve sektörel odakları belirli mikro reformlara ihtiyaç var. İmalat sanayiinden enerjiye, tarımdan dış ticarete, risk sermayesinden üniversite reformuna kadar acil kapsamlı reform ihtiyacının hissedildiği pek çok alanda somut adımların hızla atılması gerekli.

Küresel Finans Krizi’nden bu yana iktisat politikaları ile ilgili hararetli tartışmalar yaşanıyor. Krizden önce birçoklarının adeta iman ettiği neoliberal tandanslı politikalar günümüzde ciddi bir şekilde sorgulanıyor.