ABD ve İsrail liderlerinin Beyaz Saray'da tüm dünyaya ilan ettiği Kudüs'ü işgal planına Körfez ülkelerinin yaklaşımı konuyu yakından takip edenler için şaşırtıcı olmadı. Hem salonda hazır bulunan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Umman'ın Washington büyükelçileri hem de duyuru sonrası Körfez başkentlerinden yükselen mesajlar hemen hemen birbirine paraleldi.
Devamı
Başkan Trump, merak edilen 'Yüzyılın Anlaşmasını' geçen Salı günü açıkladı. Beklendiği gibi 'Ortadoğu Barış planı' diye sunulan metin, aşırı derecede İsrail yanlısı. Ne anlaşma ile ne de barış ile bir alakası var. Müzakere olmaksızın Filistinlilere dayatılan bir ilhak planı.
Devamı
SETA Ortadoğu Araştırmaları’nda çalışmalar yürüten Can Acun, ABD’nin Kasım Süleymani suikastini değerlendirdi. Cuma günü sabaha karşı İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani, ABD'nin bir hava saldırısı ile feci şekilde öldürüldü. Süleymani'nin öldürülmesi bölgede yeni bir belirsizlik sürecinin kapısını araladı. Peki şimdi ne olacak? Ülkeyi derinden sarsan bu saldırıya İran yönetimi nasıl karşılık verecek? Bu saldırı Suriye'nin geleceğini nasıl etkileyecek? Trump yönetimi tansiyonu arttıracak mı? Bu süreçte Türkiye nasıl bir tutum takınacak? Uzun süredir İran, Irak ve Suriye araştırmaları yapan SETA Ortadoğu Araştırmaları'nda çalışmalar yürüten Can Acun ile ABD'nin son saldırısının bölgeye ve tüm dünyaya etkisini konuştuk.
Irak'ın içerisinde bulunduğu siyasi, sosyal ve ekonomik zorlukların yanında ABD-İran geriliminin derinleşmesi Irak'ın daha fazla zarar görmesine neden olmaktadır. ABD'nin Irak'taki milis gruplar üzerindeki artan baskısı ve buna karşılık İran'ın nüfuzunu artırma çabası Irak'a her geçen gün daha büyük bir fatura çıkarıyor.
İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani’nin öldürülmesi 2020 yılının Orta Doğu’da çok sıcak geçeceğinin işareti.
ABD, Kasım Süleymani’yi neden hedef aldı? Süleymani’nin öldürülmesi İran için ne ifade ediyor? İran’ın muhtemel hamleleri neler olabilir? ABD’nin İran politikası bundan sonra nasıl şekillenecek? İran siyasetine etkisi ne olabilir?
SETA Dış Politika Araştırmacısı Can Acun, İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani’nin ABD tarafından öldürülmesi üzerine değerlendirmelerde bulundu.
Devamı
İran Devrim Muhafızları Ordusuna bağlı Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani, Türkiye saatine göre bu sabah saatlerinde Bağdat Havaalanı yakınlarında ABD saldırısı sonucunda öldürüldü. Süleymani, İran ordusunun yurtdışı operasyonlarından sorumluydu ve İran istihbaratı açısından kritik bir isimdi. Süleymani'nin öldürülmesinin ardından İran; ABD'ye tehdit dolu mesajlar yayınladı ve ABD'ye ait üslerin bölgede hedef alınacağını ifade etti. İran tarafından bir misilleme gelme ihtimaline karşılık İsrail'de de alarm verildi ve güvenlik önlemleri artırıldı. Peki yaşanan bu gelişme Ortadoğu'da nasıl bir yankı uyandıracak ve bölgesel gelişmeleri nasıl etkileyecek. SETA araştırmacısı Talha Köse, Süleymani'nin öldürülmesi ve beraberinde yaşanabilecek gelişmeleri Sabah.com.tr için değerlendirdi. İşte Talha Köse'nin açıklamaları:
Devamı
Malezya'nın ev sahipliğinde elli altı ülkeye giden davet neticesinde farklı katılım düzeyinde bir zirve gerçekleşti. Türkiye, Katar ve İran cumhurbaşkanı düzeyinde katıldı ve çeşitli konularda görüşlerini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 'gerektiğinde İncirlik’in de Kürecik’in de kapatılabileceğine' dair açıklamaları beklendiği gibi hem Türkiye’de hem de yurt dışında önemli yankı uyandırdı. Doğrusu bu açıklama Türkiye’nin uzun zaman izlediği bağımsız dış politikanın doğal sonucunu yansıtıyor.
Erdoğan'ın konuşması Türkiye'nin uluslararası siyasette nasıl bir rol oynadığı ya da oynamayı arzu ettiğini açık bir şekilde ortaya koyan bir konuşmaydı. Konuşmanın sadece düzenin sahibi konumundaki Batılı ve İsrail gibi devletleri rahatsız etmediği, Müslümanların hassasiyetleri ve çıkarları konusunda parmağını kıpırdatmayan bölge ve İslam devletlerinin de canını sıktığını söylemeliyiz. Konuşma aynı zamanda "Suudi Arabistan ne işe yarar?" sorusunu da sormaktaydı.
Erdoğan pazar gününü ağırlıklı olarak New York'taki sivil toplum ve düşünce kuruluşlarıyla toplantılarına ayırdı. Pazartesi liderlerle görüşmeler öne çıkarken bugün Genel Kurul'a hitap ediyor. Erdoğan'ın 2014'teki konuşmasına benzer, etkili bir konuşma yapması bekleniyor. Bilindiği gibi, "Dünya beşten büyüktür" mottosu ile Erdoğan, küresel adaletsizliklere ve çatışmalardaki insani drama işaret eden neredeyse tek dünya lideri. Batı dışı toplumların ve elbette İslam dünyasının sorunlarını dünyaya haykırmaktan geri durmuyor.
İran’a müdahale konusunda Suudi Arabistan öncülüğünde bir bölgesel koalisyon oluşturulmaya çalışılıyor. ABD’nin bu koalisyona askerî destek vermesi ise İsrail Lobisi'nin Trump’ı ve Amerikan devlet aygıtını ikna etmesine bağlı.
İslam coğrafyasının önde gelen ülkelerinin reddettiği “Refah için Barış” çalıştayı ABD’nin Ortadoğu’ya yönelik planlarını tek taraflı empoze etme çabalarının bir devamı niteliğindedir. Tam da bu nedenle gerek Bahreyn toplantısı gerekse de yüzyılın anlaşması planı sadece Filistinliler nezdinde değil, İslam coğrafyasının genelinde gayrı-meşru bir girişim olarak görülmeye devam edecektir.
SETA Güvenlik Araştırmacısı Murat Aslan, İran ve ABD arasında gittikçe artan rekabet üzerine değerlendirmelerde bulundu.
Başkan Erdoğan, “Türkiye Doğu Akdeniz’de çalışmaları durdurmalı” diyen Fransa Cumhurbaşkanı Macron’a sert çıktı: Fransa’nın Doğu Akdeniz’de söz söyleme hakkı nereden çıktı? Doğu Akdeniz’e kıyıdaş mı? O kendine göre gelin güvey oluyor. Böyle bir şey yok. Sayın Macron bu işlerde çok acemi. Hala alışamadı, herhalde alışana kadar da çok vakit geçecek
Kuşkusuz İsrail işgali denilince akla gelen ilk ülke ABD'dir. Kuruluş sürecinde İngiltere'nin katkısı ve desteği göz ardı edilemezse de sonraki süreçte Amerikan yönetimleri İsrail ile ABD'nin kaderini ortak görmeye başlamıştır. Bu bağlamda dönemsel olarak ABD için Büyük İsrail veya İsrail için Küçük Amerika ifadelerinin de kullanıldığı görülmektedir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 31 Mart yerel seçimleri sonrası "Türkiye İttifakı" kavramını öne çıkardı. Hararetli seçim atmosferinin ortadan kalktığı ve Türkiye'nin önünde seçimsiz yaklaşık 4,5 senenin bulunduğu bir ortamda bu kavramsallaştırmanın öne çıkartılması önemlidir. Öne çıkarılan bu kavramın, seçim/siyaset rekabeti içerisinde anlamlandırılması doğru bir yaklaşım değildir.
Washington’un özellikle Trump döneminde, BM kararlarına açıkça aykırı kararlar alıp kurucusu olduğu BM Sistemini ortadan kaldırmaya çalışması ABD’nin bu genel tutumuyla örtüşüyor
Bir partinin bölgede en çok oyu alması belediye başkanlığını almasına artık yeterli değildir. Başarı için ittifakın diğer ittifak bloğundan fazla oy alması gerekmektedir. Bu ise yeni bir siyasal kültür oluşturmaktadır. Siyasal rekabet daha fazla kızışmakta, mikro politikalar ve seçimin sonucuna etki edebilecek "az/azınlık gruplar" çok daha önemli olmaktadır. Siyasal partiler doğal tabanlarını korurken ittifaklar yoluyla değerli az/azınlık grupları saflarına katabilmek zorundadırlar.