Genel bir ifadeyle kişilerin başkalarına yaptıkları şeylere maruz kalmaları, "İlahi adalet tecelli etti" kavramıyla ifade edilir. Ermenilerin, Karabağ işgali sırasında Azerbaycanlılara yönelik gerçekleştirdikleri sistematik vahşetin aynısı Azerbaycan tarafından kendilerine uygulanması mümkün değildir. Zira, böyle bir vahşetin tatbikini hiçbir vicdan kabul edemez. Ermeni çeteleri bunun hesabını ancak Mahkeme-i Kübra'da vereceklerdir. Azerbaycan halkı böyle bir vahşeti uygulayarak intikam alacak bir toplum değildir. Nitekim Azerbaycan'ın başlattığı 23 saatte amacına ulaşan "Lokal Anti-Terör" harekâtı sonucu Hankendi bölgesine girerken hiçbir sivile dokunmamış, aksine hasta ve yaşlılara tıbbı yardımda bulunmuştur. Bununla ilişkin sosyal medyada çok sayıda kayıtlara rastlanmak mümkündür. Bu hareket sonucu Azerbaycan hükümetinin bölgedeki Ermenilerin kanaat önderleriyle Yevlak şehrinde yaptığı toplantında Ermeni kanaat önderleri tarafından talep olunan insani yardım ve yakıt kısa zamanda Hankendi'ye ulaştırılmıştır. Ayrıca kurulan seyyar tesisat sonucu Hankendi'ye Azerbaycan tarafından elektrik verilmiştir. Bu gelişme bakanlıkça, Hankendi'ye elektriğin Şuşa'daki trafo merkezinden sağlandığı belirtilerek, "Artık Hankendi'de Azerbaycan ışığı yanmaktadır" ifadesi kullanılarak verilmiştir. Kamuoyu tarafından ise "Hankendi'de Azerbaycan ışığı yanması için çok sayıda Azerbaycanlının ışığı söndü" şeklinde ifade edildi. Tabii ki toplantının Yevlak'ta yapılması tesadüf değildi. Zira Birinci Karabağ Savaşında Ermenilerin işgal etmek istedikleri toprakların sınırı Yevlak olarak belirlemişti.
Devamı
Azerbaycan'ın 19 Eylül'de gerçekleştirdiği terörle mücadele operasyonundan sonra Karabağ'daki devlet otoritesini tamamıyla tesis etmesi ülkede yeni bir zafer havasının oluşmasına neden oldu. Kısa adı YTB olan Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı'nın 29 Eylül-1 Ekim tarihlerinde Bakü'de gerçekleştirdiği etkinlik ise tam da bu zafer havasının üstüne geldi.
Devamı
Türkiye ve ABD'nin son yıllarda bazı konularda farklı görüşlere ve tutumlara sahip oldukları bilinen bir gerçektir. Türkiye-Rusya, Türkiye-Yunanistan ilişkileri, İsveç'in NATO üyeliği, Libya, Suriye ve hatta son zamanlarda Karabağ'daki durumlar iki ülkenin tam olarak örtüşen yaklaşımlara sahip olmadıkları konulardır. Bu uyuşmazlıkların neticeleri olarak Türkiye'ye F-16 satışı gibi bazı arızi hususların daha sorun haline gelebildiği görülmektedir.
AB başkentlerinde PKK'ya gösterilen tolerans ve ABD'nin DEAŞ ile mücadele adına YPG'ye verdikleri destek ne müttefiklik ne de terörle mücadele hukuku ile bağdaşıyor. Elbette devletlerin dünyası ideallerin değil realitenin dünyasıdır. Batılı müttefiklerinin Türkiye'nin çevresindeki bölgelerde artan etkisini kabullenmesi vakit alacak. Ancak kanaatimce gidişat buna "uyum" yönünde olacak.
Radikal Ermeni gruplar, ABD’deki bir konferansa katılan Türk diplomatlara sözlü ve fiziki saldırıda bulundu. Peki bu tablo, ABD’deki Ermeni lobilerinin Karabağ’daki gelişmelere yönelik pozisyonuna dair neyi anlatıyor? Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ferhat Pirinççi ile konuştuk.
Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) bünyesinde hazırlanan Kriter dergisinin 83. sayısı raflarda yerini aldı.
Bundan üç sene dört gün önce Ermenistan'ın saldırıları sonucunda Azerbaycan'ın karşı taarruzuyla İkinci Karabağ Savaşı başlamıştı. Savaş 44 gün sonra 9 Kasım'da Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya tarafından imzalanan Üçlü Beyanname ile sona erdi. Bu anlaşma ile sadece iki ülke arasındaki savaş sona ermemiş, Azerbaycan işgal altındaki 13 bin kilometrekare toprağından 10 bin kilometrekaresini özgürleştirmişti.
Devamı
SETA Dış Politika Araştırmaları Direktörü Murat Yeşiltaş, TRT 1 ekranlarında yayınlanan Enine Boyuna programında, son gelişmeler ışığında Karabağ’daki son durum üzerine değerlendirmelerde bulundu.
Devamı
Başkan Erdoğan, ilk adımları Berat Albayrak’ın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı döneminde atılan İsrail gazının Avrupa’ya taşınması projesine ilişkin, “İsrail’in arayışı malum. En akılcı rota Türkiye üzerinden bu kaynakların Avrupa’ya ulaştırılması” dedi
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın heyetiyle dün Iğdır-Nahçıvan Doğalgaz Boru Hattı temel atma ve üretim onarım askeri kompleksi açılış törenleri için Nahçıvan'daydık. Biz yola çıkarken Ermenistan Başbakanı Paşinyan'a suikast yapacakları suçlamasıyla 8 Ermeni üst düzey subayın tutuklandığı haberi medyaya yansımıştı. Nahçıvan'da Yüksek (Âli) Meclis'teki törenden hemen sonra Erdoğan- Aliyev baş başa görüşmesi vardı. Bu görüşmeye geçerken Cumhurbaşkanı Erdoğan aralarında olduğum Türk gazetecileri Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev'e sundu.
SETA Dış Politika Araştırmacısı Ferhat Pirinççi, TRT Haber ekranlarında yayınlanan Satırbaşı Programında, Azerbaycan’ın Karabağ’da başlattığı antiterör operasyonu üzerine değerlendirmelerde bulundu.
İlki Mart 2018'de Kazakistan'ın başkenti Astana'da düzenlenen "Orta Asya Devlet Başkanları İstişare Toplantısı'nın beşincisi 14 Temmuz 2023 tarihinde Tacikistan'ın ev sahipliğinde Duşanbe'de gerçekleştirildi. Bu toplantıda dikkat çeken bir husus da Azerbaycan Cumhurbaşkanı sayın İlham Aliyev'in onur konuğu olarak davet edilmesi oldu. Yine bu toplantıda yaşanan bir ilk de toplantı öncesi üye ülkelerin ulaştırma bakanlarının bir araya gelmesiydi. Ulaştırma Bakanların toplantısının gündem konusu ise Orta Asya ülkeleri arasında ulaştırma ve lojistik konusunda gerekli uyumlaştırmasını sağlanması ve Aral gölünün durumu oluşturdu. Böylece Orta Asya Devlet Başkanları İstişare Toplantısı giderek daha kurumsal bir yapıya dönüştüğünü söylemek mümkündür.
Bahar Kalkanı Harekatı'nın 5 Mart (2020) Mutabakatı ile neticelenmesinin ardından Suriye sahasında herhangi bir toprak değişimi yaşanmadı. Sahanın yanı sıra diplomaside de henüz belirgin bir değişim olmasa da Türkiye ile rejim arasında 'normalleşme' olarak anılan bir süreç işletildi. Özellikle Türkiye'deki seçimler öncesinde bir anlamda hızlandırılan diplomasi trafiğinden bugüne değin somut bir gelişme çıkmadı. Geçtiğimiz hafta Beşar Esed'in Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik "Bizim amacımız Suriye topraklarından çekilmeleri, Erdoğan'ın amacı ise Türkiye'nin Suriye'deki işgalini meşrulaştırmak, bu nedenle Erdoğan'ın koşulları altında, bir görüşme yapılamaz, ben ve Erdoğan neden buluşalım? Meşrubat içmek için mi?" açıklamaları 'normalleşme' sürecine dair soru işaretlerini artırdı. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in son açıklamalarına bakıldığında ise Türkiye'nin görüşmelere hala bir şans vermek istediği görülüyor. Bu nedenle istikamet, uzlaşmacı bir tavırdan yana görünüyor.
Bu seyahatin ekonomiden daha fazlasına karşılık geldiği ve Türkiye- Körfez ilişkilerinde yeni bir döneme geçişin işareti olduğu söylenebilir.
Türkiye'nin yeni siyasi bilincinin gelecek nesillere aktarılmasında 15 Temmuz destanının istisnai yeri var.
Erdoğan'ın Azerbaycan ziyaretinde Şuşa Beyannamesi hedefleri ve ortak bir gelecek vizyonu doğrultusunda, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki müstesna ilişkileri tüm boyutlarıyla daha da ileriye taşıma konusunda yüksek düzeyde somut bir irade oluştuğu görülmüştür.
Ankara, kutuplaşmacı blok siyasetine, ticaret savaşlarına veya yeni soğuk savaşlara karşı çıkıyor.
Şuşa Beyannamesi'nin iki yıllık muhasebesini yapmadan önce, sahadaki bazı gözlemlerimi aktarmak yerinde olacaktır.
Her iki başkent de Erdoğan'ın seçim zaferi ile kendi kaderi arasında yakın bağlantı görüyor. Bu özdeşleştirme KKTC ve Azerbaycan ile sınırlı değil. Malum, Balkanlar, Kafkaslar, Orta Asya, Körfez, Kuzey Afrika ve Ortadoğu'daki halklar Mayıs 2023 seçimlerini yakından takip etti.
Cumhurbaşkanının Göreve Başlama Törenindeki katılımcılar, Türk dış politikasının çok bölgeli yapısını ve birçok küresel meseleye aynı anda odaklanabildiğini göstermektedir. Latin Amerika, Afrika, Balkanlar, Orta Asya, Ortadoğu, Afrika, Asya ve Avrupa Türkiye’nin son 21 yılda inşa ettiği küresel diplomasi ağının sahici olduğunu işaret ediyor.
SETA Genel Koordinatörü Prof. Dr. Burhanettin Duran, "Büyük Türkiye zaferi, bütün toplumsal kesimleri kucaklayarak, harekete geçirerek ortaya çıkarılacak olan başarının, yepyeni bir kalkınma hamlesinin adıdır." dedi.