Odak: Belçika’da Yüksekokul Eğitiminde Başörtüsü Yasağı

Haute École Francisco Ferrer yüksekokulunda (üniversite) okuyan bir grup Müslüman kadın uygulanan başörtüsü yasağı sebebiyle Anayasa Mahkemesine başvurarak hak arayışına girmişti. Haziran 2020’de Belçika Anayasa Mahkemesi Tarafsızlık Yasası çerçevesinde aldığı kararla yükseköğretimde dini sembollerin yasaklanmasını meşrulaştırdı. Bu karar en çok başörtülü üniversite öğrencilerini etkileyecek. Kararı Temmuz 2020’de Brüksel’de binlerce öğrenci bir araya gelerek protesto etti.

Devamı
Odak Belçika da Yüksekokul Eğitiminde Başörtüsü Yasağı
Bitmeyen Kavga İmam Hatip Liseleri

Bitmeyen Kavga: İmam Hatip Liseleri

Bu ülkenin geleceği ve iyiliğini isteme bakımından hiçbir lise türü arasında bir fark yoktur. Bu ülkeye verilen hizmet, emek ve başarı Türk toplumunun takdirini belirler.

Devamı

Fransız Cumhurbaşkanı Macron, Türkiye karşısında açıktan hummalı bir faaliyet yürütüyor. Rahatsızlığının temel sebebi, Türkiye'nin Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz hamleleriyle buralardaki Fransız etkisini azaltması.

Avusturyalı siyasilerin mutat Türkiye düşmanlıklarında yeni bir perde açıldı. Türkiye karşıtı bu yeni dalgada 11 Ekim 2020 tarihinde yapılacak olan Viyana Eyalet seçimlerinde oy artırma hesapları önemli bir rol oynuyor. Zira Başbakan Kurz aşırı sağcı FPÖ’ye ihtiyaç duymadan da aşırı sağcı söylemleri hem dillendirebildiğini hem de uyguladığı göstermek istiyor. Daha genel anlamda ise ülkedeki Türk diasporasının baskılanarak sindirilmek istendiği görülmektedir.

Şiddet eylemleri ırkçı canavarlaştırma şiddet ideolojisinin bir sonucudur. Müslümanlar sadece inançlarından dolayı giderek daha fazla fiziksel saldırının hedefi haline gelmektedir.

Çoğu aşırı sağcı üst düzey siyasetçilerin kullandıkları İslamofobik dil, söz konusu Müslümanların tasviri olunca canavarlaştırma ve ırkçılığı normalleştirmektedir. Bu durum kamusal alanda Müslüman karşıtı ırkçılığın kabul ve telaffuz edilebilme eşiğini düşürerek Müslümanların insan ve vatandaş olarak uğradıkları ayrımcılığı meşrulaştırmaktadır

İnfografik: Medyada İslamofobi | #EIR2019

Medya Müslüman karşıtı ırkçılığın yeniden üretilmesi ve normalleştirilmesinde önemli bir rol oynamaktadır.

Devamı
İnfografik Medyada İslamofobi EIR2019
İslamofobinin Yasallaştırılması EIR2019

İslamofobinin Yasallaştırılması | #EIR2019

Hükümetler ve siyasi partiler Müslümanları doğrudan hedef alan ve onlara diğer dini toplumlardan daha farklı davranılmasını yasallaştıran mevzuatları uygulamakta veya talep etmektedir.

Devamı

İletişim Başkanı Fahrettin Altun, 'Avrupalı devletler, kanaat önderleri ve karar alıcılar İslam'ı bir güvenlik tehdidi, Müslümanları da potansiyel suçlu olarak görmekten vazgeçmelidir' dedi.

Avrupa İslamofobi Raporu’nun beşinci sayısı olan bu çalışma, 2019 yılında Avrupa’da İslamofobi’nin genel bir değerlendirmesini içermesinin yanı sıra, neredeyse tüm AB üyeleri ile 32 ayrı ülkedeki islamofobik gelişmeleri incelemektedir.

Fransa Ulusal Meclisi internet platformlarında yasa dışı içeriklerin kaldırılması için hazırlanan “Avia Yasası”nı 13 Mayıs 2020’de onaylamıştır. Söz konusu yasa 1 Temmuz’da yürürlüğe girecektir. Bu tarihten itibaren YouTube, Facebook, Instagram ve Twitter gibi platformlar yasa dışı söylemler içeren yayınları ve paylaşımları yirmi dört saat içinde kaldırmak zorunda kalacaktır.

SETA Toplum ve Medya Araştırmaları Direktörü İsmail Çağlar, sosyal medya platformları aracılığıyla yapılan provokasyonlar üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Tüm dünyada olduğu gibi sosyal medyada bilgi kirliliği, yalanın sıradanlaşması, iftira konusu Türkiye'nin de gündeminde. Bunu son olarak Ankara'da Barış Çakan cinayetinde gördük. CHP, HDP ve FETÖ'cü hesaplar bunun bir Kürtçe şarkı cinayeti olduğunu iddia etmişti. Bununla ilgili sosyal medyada bir yalan haber bombardımanı başladı. Oysa gerçek çok farklıydı. Barış Çakan "ezan okunuyor müziğin sesini kısın" demişti. Çalınan şarkı Kürtçe değildi. Ayrıca uyarılan kişi değil uyaran Barış Çakan öldürülmüştü. Ancak hiçbiri paylaştıkları bu yalan haberi sosyal medyadan silmedi. Hala bu yalan haber sosyal medyada yaygınlaşıtırılmaya devam ediliyor...

Avrupa ülkelerinin ezici bir çoğunluğu İslamofobi vakalarını ayrı bir nefret suçu sınıfı olarak kaydetmemektedir. Müslüman karşıtı/İslamofobik suçların polis tarafından ayrı bir nefret suçu sınıflandırması altında kaydedilmesi bu sorunun gerçek boyutunu açığa çıkarma ve bu sorunla mücadele için karşı stratejilerin geliştirilmesi adına önem arz etmektedir. Avrupa Birliği’nde (AB) ayrımcılığa uğrayan Müslümanların yalnızca yüzde 12’si başlarından geçen olayları yetkili makamlara bildirmektedir. Aşağıdaki kapsamlı olmayan liste Avrupa’da devletler ve STK’lar tarafından eksik rapor edilen Müslüman karşıtı nefret suçlarının boyutu hakkında ipucu vermektedir.

Avrupa'nın yeni gözde mesleği anlaşılan sayıları giderek artan "kadın veya gay imamlık". Geçtiğimiz günlerde Al-Jazeera İngilizce'de Danimarka'nın ilk kadın "imamı" Shirin Khankan'ın Meryem adını verdiği "cami"'yi tanıtan bir haber yayınlandı.

Koronavirüs Salgını ve Avrupa'da Aşırı Sağ

Belçika’nın genel Koronavirüs bilançosu nedir? Türk toplumu Koronavirüs krizinde nasıl günah keçisi haline getirilmiştir? Türk toplumunun hedef gösterilmesine ne tür tepkiler verildi? Sağ popülizm bu durumdan nasıl faydalanmaya çalıştı? Belçika’daki Türk toplumu Koronavirüs krizine karşı nasıl bir tutum sergiledi?

Hem devlet hem de toplum olarak şimdilik iyi bir sınav veriyoruz. Dünyanın birçok gelişmiş ülkesini esir alan virüse karşı devlet her türlü önlemi titizlikle alıyor. Toplum duyarlılığı da gayet yüksek. Salgın hastalık konusunun dini, ideolojisi, toplumsal sınıf farklılığı falan yok. Hepimizi vurabilir. Bu bilincin yaygınlaşmış olduğunu görmek güzel.

Virüs krizinin mirası olacak çaresizlik, güvensizlik ve korku ortamının siyasi yansımalarını ancak kriz sonrası dönemde göreceğiz. Devletlerin kriz fırsatçılarının yalan haberlerine, korku yayan komplo teorilerine karşıysa ellerinde iki kalkanı var: Şeffaflık ve soğukkanlılık.

Korona krizi şunu gösteriyor ki, insanlığın kaderi sandığımızdan daha çok ortak. Belki, Esad rejiminin "ya ölüm ya göç" dayatmasıyla yollara düşürdüğü Suriyelilere karşı duvarları, dikenli telleri yükseltebilirsiniz. Belki, Hindistan'da kitlesel şiddete uğrayan Müslümanlara sessiz kalabilirsiniz. Belki Afrika'daki güç savaşlarının fakirleştirici etkisine gözlerinizi kapayabilirsiniz. Yabancı düşmanlığını, İslamofobiyi sizi hedef almadığı için tolere edebilirsiniz. Ancak koronavirüs salgını gösterdi ki, insanlık olarak bütün bencil çıkarlarımızı ve korkularımızı aşan bir ortak zeminimiz, sorumluluklarımız var.

Almanya’da Müslüman nüfusun on yıllardır sindirilmesine ve ötekileştirilmesine bütün dünya şahit oldu. Önceleri ara ara gerçekleşen ve Müslümanların varlığına kasteden vahşi saldırılar, şimdi neredeyse vakayı adiye haline gelmiş gibi gözüküyor.