Bu çalışmada Fransa’daki seçim öncesi cumhurbaşkanı adayları ve kampanya süreci analiz edilmektedir.
Devamı
Bu çalışma 2016 yılında Hollanda’da Müslümanlara ve İslam dinine karşı ayrımcı ve düşmanca tavırları içeren olayları tartışmaktadır.
Bütün Avrupa’da etkisini artıran İslamofobik partiler ve siyasetçilerin söylemleri tüm Avrupa kurumlarını ve bu arada yargı organlarını da etkisi altına almaktadır.
Batı’da artan bu İslam düşmanlığının sadece o ülkelerde yaşayan Müslümanları hedef almayacağı, İslam ülkelerine yönelik saldırgan politikaların artmasına da yol açacağı beklenmelidir.
SETA Eğitim ve Sosyal Politika Araştırmaları Direktörü Muhittin Ataman Avrupa'da artan ırkçılık üzerine değerlendirmelerde bulundu.
Devamı
Avrupa İslamofobi Raporu”nun ikinci sayısı Irkçılık ve Ayrımcılık ile Mücadele Günü olan 21 Mart’ta çıktı.
Devamı
Eski Türkiye'yi geri istiyorlar. Yarı sömürge Türkiye'yi. Yönünü tayin ettikleri, gönüllerince hükmettikleri Türkiye'yi.
Wilders ve Petry gibi ırkçılar tarafından yönetilen bir Avrupa mı, yoksa Rutte ve Merkel tarafından yönetilen mi?
Dünya zor bir süreçten geçiyor. Hassaten Türkiye’yi çevreleyen bölgeler de en az Türkiye kadar kritik süreçler yaşıyor.
SETA Avrupa Araştırmaları Direktörü Enes Bayraklı Hollanda ile yaşanan diplomatik kriz üzerine değerlendirmelerde bulundu.
Hollandalı siyasetçiler Martk Rutte ve Geert Wilders'ın nefret söylemleri hazırladığımız infografikte.
Avrupa Birliği 7 Şubat 1992 yılında Hollanda’nın Maastricht kentinde imzalanan anlaşmayla kurulmuştu;11 Mart 2017’de yine Hollanda’nın Rotterdam şehrinde dağıldı.
Almanya son dönemde referandum meselesinde diplomatik nezaketi tamamen bir kenara bırakarak doğrudan taraf olmuş durumdadır.
Batılı ülkelerin, referandum öncesi agresyon derecelerini artırması manidar. Alman devlet televizyonu ARD’nin açıkça hayır kampanyası yapmasını başka tarafa yormak mümkün değil.
Ne sadece cumhuriyetçiler Müslüman karşıtı ne de demokratlar Müslüman dostu. Demokratlar da Müslümanlardan çok hazzetmiyor ama bunu böyle açıkça zikretmiyor.
ABD'nin Obama döneminde Ortadoğu'da kaybettiği ağırlığını yeniden kazanması için Trump'ın Türkiye ile ilişkilerde tamirat süreci yürütmesi lazım.
Birkaç yıldır ülkemiz tarihin akışının hızlandığı bir dönemden geçiyor. Bir yıla o kadar çok şey sığıyor ki geriye baktığınızda yaşananları ihata etmekte zorluk çekiyorsunuz.
Siyasi kutuplaşma ile söylemsel marjinalizasyonun toplumda bulduğu karşılık, absürt adayların ön seçimleri kaybetmesi veya seçimleri orta yolcu isimlerin kazanması ile ortadan kaybolacak gibi değil. Bu ayrımcı, izolasyonist ve arogan siyasi söylemin popülist politikacıların aracı olması aslında ABD’nin gerilemesi tartışmalarını bambaşka bir yörüngeye çekmiş durumda.
Darbelere ve askeri müdahalelere ABD yönetiminin bakışı Soğuk Savaş sonrasında da çok fazla değişiklik göstermedi. Literatüre bizzat darbe yapıcıların ağzından “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat sürecinde de ABD ve Batı dünyası kendinden beklenilen prensipli duruşu gösteremedi.