2016’nın güvenlik gündemini 2015'teki gibi ve DEAŞ merkezli iki tür ana tehditle mücadele oluşturmuştur.
Devamı
Türkiye'nin Sünni aşiretlerle, Suudi Arabistan'ın Mukteda Sadr grubuyla kurduğu ilişkiler İran'ın Irak'ta dengeleneceği bir dönemin habercisi.
Devamı
Terör siyasal müzakereyle tatmin olmaz. Hele de daha fazlasını alabileceği yanılgısına sahipse, hiç yanaşmaz.
Bu çalışmada Türkiye, Suudi Arabistan, İran, Irak hükümeti ve IKBY gibi bölgesel aktörlerin Musul Operasyonu’ndaki temel motivasyonları söylem ve eylemleri çerçevesinde analiz edilmiştir.
Mısır'da Suud ile yaşayacağınız bir gerginlik Suud ile Suriye'de yapacağınız işbirliğini sıkıntıya sokabilir. Veya Körfez'de Katar'la yapılacak bir anlaşma Irak'ta bir imkân sunabilir.
Donald Trump’ın olası politikalarının Ortadoğu’daki yansımalarını değerlendiren Prof. Dr. Muhittin Ataman, Kürdistan Bölgesi’nin daha fazla destek bulabileceğini söyledi.
Göründüğü kadarıyla operasyonun tarafları arasında ne bir uzlaşı var ne de ortada gerçek bir Musul operasyonu. Bu nedenle Türkiye Irak’ta savunmada kalmaya devam edebilir.
Devamı
Dillerinden düşürmedikleri eşitlikten rahatsız oldular. Çünkü akıbetlerinin böyle olacağını beklemiyorlardı. At gözlüklerini çıkarmadıkları için Türkiye’deki değişimin farkında değillerdi.
Devamı
23. Dünya Enerji Kongresi’nin ana gündem maddesi, 2060 yılına dair enerji senaryoları ve üçlü enerji açmazı konuları olan enerji güvenliği, enerjiye erişim ve sürdürülebilirlikti.
Türkiye’nin şimdiye kadar Musul konusundaki tutumu işe yaramış gibi görünüyor. Fazla endişeye kapılmadan ve geri adım atmadan uygulanan “bekle gör” yöntemi önümüzdeki dönemde de tercih edilebilir bir tutum olarak karşımıza çıkmakta.
Irak’tan Suriye’ye gelen DEAŞ, Suriye devrimini alt üst etmişti. Şimdi de Musul’dan, Tel Afer’den kaçacak DEAŞ’lılar Suriye’ye yönlendirilecek.
Yeni güvenlik stratejimiz muhtemelen PKK’yı yani ABD’nin Kuzey Irak-Suriye projelerini hedef aldığından bolca eleştiriye muhatap olacak.
Orta Doğu halklarının demokrasi ve özgürlük talepleri hızlı bir şekilde bastırılıp, oluşan çatışma ve kaos ortamı Sykes-Picot düzeninin Batılı ülkelerin istediği gibi revize edilmesi için bir fırsata dönüştürülmek isteniyor.
Güncelin sıcak karmaşasında aktörlerin yürümeye çalıştığı uzun yolun sonunda kritik bir soru duruyor: Ortadoğu'nun geleceği nasıl şekillenecek?
Musul'da savunma devam ettikçe ve Suriye'de ilerleme sürdükçe Türkiye masada yeterince güçlü bir şekilde bulunacaktır.
Türkiye’nin güç kullanarak Fırat Kalkanı operasyonunu başlatması hangi amaçla gerçekleştirdiyse Musul operasyonuna da aynı gerekçelerle katılmak istemektedir.
Irak sorunu ile doğrudan ilgisi olmayan çok sayıda ülke gelip de Irak topraklarında operasyon yapıyorlarsa Türkiye de bu topraklarda kendi çıkarlarına tehdit oluşturacak gelişmelere izin vermeyecektir.
Türkiye, coğrafi konum avantajını projelerle jeopolitik faydaya dönüştürerek, enerji arz güvenliğini sağlayan ve bu süreçte enerjide hem transit ülke hem de ticaret merkezi olma yolunda hızla ilerliyor.
Irak’ta Türkiye’ye karşı son çıkışın arkasında merkezi hükümetin kendi dertleriyle boğuşan elemanlarından ziyade İran daha da önemlisi ABD var.
Irak Temsilciler Meclisi'nin Başika kararı semboliktir. Irak’ın bu konuda yaptırım uygulayabilecek bir gücü mevcut değildir.
Türkiye her ne pahasına olursa olsun güneyinde bir terör yapılanmasına müsaade edemez. Bunu bir savaş nedeni olarak açıklaması da bundandır. Cerablus Operasyonu da bu amaçla Fırat’ın batısını güvence altına almıştır. Bu hattın daha da derinleşmesi ve genişlemesi gerekecektir.