Ekonomik Vesayeti Yenmek

En az askeribürokratik vesayet kadar önemli olan ve günümüzde TÜSİAD çevresi tarafından temsil edilen uluslararası bağlantılı büyük sermaye kesimlerinin seçilmiş siyasiler üzerinde icra ettikleri ekonomik vesayet, ancak yeni bir anayasa eşliğinde başkanlık sistemine geçilmesi ile tamamen tasfiye edilebilir.

Devamı
Ekonomik Vesayeti Yenmek
Yeni Ekonomiye Her Alanda Babayiğit Gerek

Yeni Ekonomiye Her Alanda Babayiğit Gerek

2023'de Yeni Ekonomi'yi hedefleyen Yeni Türkiye'de, enerji ve ulaşım gibi ekonominin diğer alanlarında da ipi göğüsleyecek babayiğitlere ihtiyaç var.

Devamı

Güvenin değil de, belirsizliklerin hüküm sürdüğü bir ekonomide, büyümeden ve kalkınmadan söz etmek ne kadar mümkün olabilir?

2014'te gerçekleşen ekonomik büyümenin kaynağı nedir? Ekonomik büyüme oranına bakıldığında Türkiye'nin dünya sıralamasındaki yeri nedir? 2015 yılında Türkiye'nin atması gereken adımlar nelerdir?

Dolar'ın küresel piyasadaki değerlenme sürecini, Türkiye ekonomisinde ranta çevirme peşinde olanlar, spekülatif ataklarla Dolar'ın daha da yükselmesine sebep oluyorlar.

90'ların ilk yarısı, siyasi istikrarsızlığın da beslediği ekonomik başarısızlıkların hâkim olduğu bir dönem olmuş, 94 Krizi sonrası istikrar programıyla ayağa kalkmaya çalışılsa da başarı sağlanamamıştı.

Faiz, Enflasyon ve Büyüme

Merkez Bankası'nın ara toplantı yaparak faizleri bir miktar daha aşağıya çekmesi piyasalar tarafından fiyatlanmışken ara toplantıdan vazgeçildiğinin açıklanması kafaları karıştırdı.

Devamı
Faiz Enflasyon ve Büyüme
Perspektif Türkiye'nin quot Kalkınmacı Merkez Bankası' İhtiyacı

Perspektif: Türkiye'nin "Kalkınmacı Merkez Bankası' İhtiyacı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının temel politika amaçları neler olmalıdır? Neoliberal merkez bankacılığı ve kalkınmacı merkez bankacılığı arasındaki farklar nedir? Kalkınmacı merkez bankacılığı ne tür reformlar gerektirir?

Devamı

Gazeteci Halime Kökçe, sosyal medya-geleneksel medya ilişkisini, sosyal medyanın manipülasyona müsait yapısını ve toplumsal hareketlere etkisini değerlendirdi.

Sadık Ünay, TMSF tarafından Bank Asya'ya el konulmasının ülke menfaati açısından doğru olduğunu belirtti.

17-25 Aralık süreci ve izleyen dönemde meşru siyasi iradeye karşı atılmak istenen bazı adımlar, siyaset ve ekonominin girift biçimde iç içe geçtiği garip dengeler doğurdu.

Türkiye'nin ekonomik ve siyasi istikrara sahip bir ülke olması ve ekonomik alanda yeni bir çekim merkezi alternatifi oluşturması, beyin göçünü tersine beyin göçüne dönüştürmüştür.

Petrol etkisinin 2016'da zayıflayacağını göz önüne alarak, rehavete kapılmamamız ve uzaklara odaklanıp dönüşüme ağırlık vermemiz şart.

Fahrettin Altun, radikalleşme süreçlerinin hem Fransız siyasetini hem de göçmenleri önemli ölçüde etkilediğinin altını çizerek, bu durumun terörün mazereti şeklinde ele alınamayacağını ancak terör faaliyetini yapanların “kendilerini meşrulaştırdıkları söylemsel zemin” şeklinde okunabileceğini belirtti.

Küresel sistem giriftleştikçe, sistemle uyumlu davranmayan aktörler çok farklı zorlayıcı araçlarla karşılaşmakta. Bu araçlarla başa çıkmanın yolu ne tamamıyla sistemin dışına çıkmak ne de sistemin salık verdiği adımları atmaktır.

Yıllar yılı, "Hizmet Camiası"nın çok geniş bir toplumsal kesime karşılık geldiği söylendi. Bir yıldır yaşadıklarımızın bir hayırlı tarafı varsa o da bu mitin çökertilmesi oldu.

Son yıllarda, Gezi ve 17-25 Aralık sürecinde ekonomide yaşatılan şoklarla ülke risk priminin ve buna bağlı olarak, faizin daha da yüksek seviyelere çıkmasına neden oldular.

AB ülkeleri resesyondan kurtulmak, ekonomik canlılığı artırmak ve büyüyebilmek için çözümler ararken, Türkiye büyüme oranını yeterli görmeyerek gelişimini ve ilerlemesini sürdürmek için tedbirler almaktadır.

Türkiye'nin siyasi geçmişinde istikrar ve huzurla gelen yükseliş dönemleri, ne yazık ki her daim kesintiye uğratılmaya çalışılmıştır. Ülke ne zaman pozitif bir ivme yakalayarak bölgesinde güçlü bir konuma gelse iç ve dış olaylarla bu süreç sabote edilmeye çalışılıyor. Bu yüzden, ülkede gerilim oluşturma adına uğraşanların neden bu zamanı seçtiklerinin cevabı da çok açıktır. Bu ülkede ne yazık ki gelişimi ve ilerlemeyi durdurmaya ayarlı bir zamanlama mekanizmasını yönetenler var. Tıpkı 1980'li yıllarda ülkede başlayan ekonomik değişimi engellemek isteyenlerin, bu ülkeye 1990'lı yılların karanlık zamanlarını yaşattığı gibi. Bu şekilde, siyasi ve sosyal çatışmalar kullanılarak, başta ekonomi olmak üzere ülkenin tüm alanlarında istikrarsızlığın ve kaosun gölgesini hâkim kılmışlardır. Öyle ki, 1990'lı yılları herkes karanlık ve kriz yılları olarak hatırlamaktadır.

Arap Baharı'ndan beklenen dönüşümün gerçekleşmeyişi; işsizlik ve yoksullukla boğuşan bölge insanının bir kısmını, çözümü şiddette aramaya itmiştir. İşte bu kitle, toplumsal düzlemde IŞİD'i besleyen ana damardır.