Ekonomi Kurumlarının Yeniden Mimarisinde Daha Güçlü Merkez Bankası

Merkez Bankasını güçlendiren ve makro ihtiyati politikalar dediğimiz politikaların karar alıcısı durumuna gelmesi, Merkez bankalarının kredibilitesini daha yüksek bir kurum haline getirecek.

Devamı
Ekonomi Kurumlarının Yeniden Mimarisinde Daha Güçlü Merkez Bankası
Rapor İstanbul un Finans Merkezi Olma Arayışı

Rapor: İstanbul’un Finans Merkezi Olma Arayışı

Raporda finans merkezlerinin tarihsel süreçleri, önemli finans merkezlerinin özellikleri ve İFM projesi incelendi.

Devamı

Türkiye ekonomisinde yapılamayan, bu kez toplumsal yaşamda güvenlik korkusu oluşturularak Türkiye resmini, umutsuz ve karamsar bir şekilde gösterme çabası devrede.

Türkiye ekonomisinin şu anda yaşadığı sıkışıklıkta ve kuşatmada son 3 yılda yaşadıklarımızın önemli rol oynadığı açık değil mi?

SETA Ekonomi Araştırmacısı Nurullah Gür dolardaki yükseliş üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Dolardaki Gelişmeler Türkiye’ye Has Değil

SETA Ekonomi Araştırmacısı Nurullah Gür dolardaki yükseliş üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Devamı
Dolardaki Gelişmeler Türkiye ye Has Değil
Ekonominin Güvenliği Neden Önemli

Ekonominin Güvenliği Neden Önemli?

Türkiye ekonomisinin potansiyelini kullanırken, global sistemdeki mevcut uygulamaların yanı sıra kendi değerlerini de kullanabileceği alternatif araçları öncelikli hale getirmesi gerekiyor.

Devamı

Kümedeki önemli bir eleman olan ve ülkenin para politikasını yöneten kurumun çaba gösteriyor olabildiği sinyaline ihtiyacımız var. Öte yandan kur meselesinde TCMB, ancak aktörlerden biri olarak konumlanabilir.

Kısa sürede 200 milyar lira büyüklüğe ulaşması hedeflenen Türkiye Varlık Fonu, kısa vadeli ekonomik şokların önüne geçilmesinde sigorta görevi üstlenecek.

Kur savaşı ile ticaret rekabetinde kendilerine daha avantajlı bir pozisyon sağlamayı hedefleyen ülkeler, bu yolla ulusal paralarının değerini düşürerek ihracatlarını artırmaya çalışıyor. Bu politika “rekabetçi devalüasyon” olarak adlandırılıyor.

Göreve geldikten sonraki ilk söyleşisini Kriter’e veren Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Çetinkaya, merkez bankacılığı tartışmaları, TCMB’nin para politikası, 15 Temmuz ve ekonomi yönetimiyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Çetinkaya, Kriter Genel Yayın Yönetmeni Fahrettin Altun’un sorularını yanıtladı.

Ekonomik açıdan bakıldığında Rusya ile hızla ilerlemesi beklenen yakınlaşma sürecinde ‒2016 yılının ilk altı ayında 8,5 milyar dolar seviyesine düşen‒ ticaret hacminin geçtiğimiz yıllarda oturduğu yıllık 30 milyar dolar seviyesi üzerine çıkarılması ve uzun vadede 100 milyar dolar hedefinin kovalanması gündemde.

Türkiye, İstanbul Finans Merkezi, Varlık Fonu ve zincirin son halkası olacak bir kredi derecelendirme kuruluşunun kurulmasıyla daoligopol yapıdaki mevcut kredi derecelendirme kuruluşlarından da kurtulmuş olacaktır.

Görünen o ki; tüketicinin gelecek 12 aylık dönem için hem kendi maddi durumuna, hem de genel ekonomik vaziyete dair güveni pekişmiş.

Kısa vadede uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları ve sıcak parayı kontrol eden uluslararası aktörlerden Türkiye’nin kredibilitesi ve yatırımların güvenliği ile ilgili tepkisel tavırlar beklenebilirse de orta ve uzun vadede yapısal reform gündemine dönülmesi ile hem doğrudan yatırımların hem de portföy yatırımlarının artacağını öngörüyoruz.

TCMB bu süreçte faiz koridorunun üst bandını 25 baz puan indirerek de çok cesur bir adım atmıştır. TCMB’nin siyasi olarak çalkantılı dönemlerde faiz artırımı kararı aldığına geçmişte birçok kez şahit olduk. Faiz indirimi kararına rağmen kur ve borsa endeksinin buna olumsuz tepki vermemesi Türkiye ekonomisinin istikrarı ile ilgili piyasalara önemli bir mesajdır.

Küresel Finans Krizi’nden bu yana iktisat politikaları ile ilgili hararetli tartışmalar yaşanıyor. Krizden önce birçoklarının adeta iman ettiği neoliberal tandanslı politikalar günümüzde ciddi bir şekilde sorgulanıyor.

Finansal gelişimin büyümeye katkıda bulunduğuna ve yoksulluğu azalttığına dair bulgulara ampirik çalışmalarda bolca rastlıyoruz. Ve bir ülkede finansal gelişmişliğin önemli ayaklarından biri de, özellikle son yıllarda adından sıkça bahsettiren “finansa erişim”.

Analiz, AR-GE ve inovasyon için dış finansman sağlamanın yollarını inceleyerek finans sistemi, reel sektör ve üniversiteler arasındaki ilişkinin en etkin biçimde nasıl kurulabileceğini araştırmaktır.

Türkiye, bölgede sağladığı politik gücü, ekonomik boyuta taşımalı ve alternatif kredi derecelendirme kurma konusunda öncü olmalıdır.