Trump'ın aldığı Kudüs kararı ile oynanan bu tiyatro sona erdi. Mahmud Abbas'ın İstanbul zirvesinde yaptığı Amerika'yı doğrudan karşısına aldığı son derece sert konuşma bu manada Oslo sonrası dönemde İsrail ile barış adına sürekli taviz veren Filistin Özerk Yönetimi'nde bir paradigma değişikliği yaşandığını göstermektedir.
Devamı
Kararın açıklandığı günden beri Müslüman halklar harekete geçti ve yönetici elitlerin dağınıklığını ve ikiyüzlülüğünü yüzlerine vururcasına ortak bir ses verdiler. Öte yandan Türkiye dönem başkanlığını yürüttüğü İslam İşbirliği Teşkilatını harekete geçirmek için elinden geleni yapıyor. Karar açıklanmadan liderler zirvesini toplamak için çağrı yaptı.
Devamı
Türkiye, Türk halkının son 20 yılda verdiği eşsiz demokrasi mücadelesi ile zincirlerini birer birer kırmış; Filistin ve İslam dünyasının gerçek manada umudu haline gelmiştir.
Donald Trump Kudüs'ün İsrail'in başkenti olarak kabul edilen kararın uygulanacağını ilan ettiği konuşması yüzyıllık bu hikaye çağrıştırdı. Yüz yıl sonra yine bir devlet bir başkasının sahibi olduğu bir toprağı –üstelik kutsal bir toprağı- bir başkasına vermektedir.
İki komşu arasındaki ilişki Batı'nın sömürgeci güçleri tarafından neredeyse 100 yıl önce şekillendirilmiş bir ilişki. Erdoğan bu yanlış diyor, bu anlaşma gözden geçirilmeli diyor. Bu hem iki ülke ilişkilerini olumlu etkileyecek, hem de Yunanistan'daki Türklerin konumlarının iyileşmesine hizmet edecek.
Trump'ın bu kararının arka planında şüphesiz iç siyaset ve ideolojik hesaplar rol oynamaktadır. Başkanlık koltuğuna oturduğundan beri başı soruşturmalar ile belada olan Trump'ın İsrail ve Kudüs konusunda fanatik görüşlere sahip olan Evanjelikleri ve Siyonistleri memnun ederek iç siyasette bir nebze olsun rahatlamak istediği açıktır.
Verilerin süreç içerisinde anlamlandırılması çok önemlidir. Süreç ihmal edilip anlık fotoğrafa bakılması öğretmenin başarısını anlamaya engel olabilir.
Devamı
Trump'ın açıklaması bütünüyle okunduğunda bu kararın yalnızca Kudüs'ün statüsü ile ilgili olmadığı, Filistin-İsrail barışı ve hatta Ortadoğu'nun yeniden dizaynının ilk adımı olduğu görülür.
Devamı
Türkiye artık parmak şaklatarak dizayn edilecek ya da iktidarın değişeceği bir ülke değil. Daha önce oldu hala deneniyor.
Türkiye bugün bir istiklal mücadelesi veriyor. Türkiye'ye ölümü gösterip, sıtmaya razı etmeye çalışıyorlar. Yani ekonomik krizle tehdit ederek, bağımsız politikaları terk etmeye ve Kuzey Suriye`de bir PKK devletine razı etmeye çalışıyorlar.
15 Temmuz'dan itibaren yaşanan sistemik dönüşüm, "yerli ve milli" söyleminin etrafında oluşan ittifak ya da hizalanmalar Türkiye'de siyaseti yeni bir düzleme taşıdı.
Eski köklü üniversitelerde yetişmiş fazla öğretim üyesi bulunduğundan yeterli sayıda yeni yardımcı doçentlik kadrosu bulunamamaktadır. Bundan dolayı bölümlerde Dr. araştırma görevlileri birikmektedir.
57 devletin üye olduğu AGİT'in sadece 12 üyesinin Müslümanlara karşı işlenen nefret suçları ve söylemleri ile ilgili istatistikleri AGİT ile paylaştığı düşünülecek olursa sorunun vahameti daha iyi anlaşılabilir.
Soçi'de üzerinde mutabakata varılan konuların Cenevre'de tartışılacak olması ve ABD'nin de bu masada yer alacak olması krizin gidişatı üzerinde etkili olacaktır.
Bugün DEAŞ'la mücadele ya da Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak adına PKK'nın faaliyetlerine göz yuman yahut doğrudan PKK'yı silahlandıranların, yarın radikal sol terörün hedefi haline geldiklerine şahit olacağız.
Putin'in Esed'le yaptığı görüşme, birlikte verdikleri fotoğraf Esed'in iplerini elinde tuttuğunu gözler önüne serdi. Bu tablo Esed'in Suriye'nin geleceğinde sahip olacağı rolün istim üstünde olduğuna işaret ediyor. Bu tablo bugün bazı İran gazetelerinde Putin'in Esed'i her an denklemden çıkarabileceğine dair yorumlara neden oldu. Bu sebepten dolayı ayaklanmaların başladığı 2011 yılı başından Esed'i bir kırmızı çizgi olarak gören İran'ın, Rusya ile karşı karşıya getirebileceği ihtimali de vurgulanmış.
Zarrab dosyası gibi kirli propaganda aletleri de, ekonomik operasyonlar da, Norveç'teki NATO tatbikatında olduğu gibi tahrik edici hamleler de geldi ve gelmeye devam edecek.
FETÖ yurtdışındaki en büyük Türk diasporasına ev sahipliği yapan Almanya'yı Avrupa yapılanmasının merkezi olarak belirlemiştir.
Bu coğrafyanın ortalama insanı bugün İsrail, ABD ya da Suud eliyle İran'a yönelik bir müdahale beklentisi içine girmiş durumda. Bu beklentinin doğruluğu, yanlışlığı bir yana ama bir gerçek olarak karşımızda duruyor.
Eğitim istihdam ilişkisini güçlendirme noktasında ana noktaları gözden geçirmek faydalı olur. İlk önce meslek liseleri ve yüksek okullarının eğitim programları meslek becerileri kazandıracak şeklide istihdam odaklı olarak gözden geçirilmelidir. Derslerin uygulamalı ve etkinlik ağırlıklı olarak yapılabilmesi önemli olmakla beraber en temel sorun ders türlerinin çok fazla oluşudur.
Almanya, Avusturya, Fransa ve Hollanda gibi devletler çeşitli enstrümanları ve devlet baskısını kullanarak, Avrupa İslamı projesini desteklemeye başladılar.