Amerika'nın PKK/YPG’ye Desteği İç Hukuk Ve Uluslararası Hukuk Açısından Suçtur

Washington'ın Suriye politikasının net olmaması ve YPG ile benzeri terörist gruplara aktif desteğini artırması ABD'nin bizzat kendisinin kabul ettiği ulusal hukuk kurallarına ve dünya devletlerinin -gerek BM gerekse bölgesel organizasyonlar çatısı altında- kabul ettikleri uluslararası anlaşma ve ilkelere ters düşmektedir.

Devamı
Amerika'nın PKK YPG ye Desteği İç Hukuk Ve Uluslararası Hukuk
CHP HDP Ve FETÖ nün Terör Propagandası

CHP, HDP Ve FETÖ’nün Terör Propagandası

CHP, HDP ve FETÖ Özgür Suriye Ordusu üzerinden Türkiye'yi..

Devamı

CHP’nin bir vekili Özgür Suriye Ordusu hakkında yalan yanlış konuştuğunda..

Afrin harekâtı üzerine devam eden uzlaşmayı CHP yine kendi bozdu..

Fırat'ın doğusu için Türkiye'ye güvenli bölge öneremeyen Washington, Türkiye'nin sınır güvenliğini YPG'yi ordulaştıran CENTCOM'a havale etmesini beklemesin.

Suriye krizi sıcak çatışmaların yanında kirli bir enformasyon savaşına da sahne olageldi. Muhalefeti ve Özgür Suriye Ordusu'nu itibarsızlaştırmak için yoğun bir dezenformasyon faaliyeti yürütüldü.

Türk-Amerikan Mücadelesinin Suriye Cephesi

ABD Suriye’de ne yapmak istiyor?

Devamı
Türk-Amerikan Mücadelesinin Suriye Cephesi
Analiz Yenilgiden Sonra DEAŞ Yükselişi Çöküşü Ve Geleceği

Analiz: Yenilgiden Sonra DEAŞ; Yükselişi, Çöküşü Ve Geleceği

Bu analiz DEAŞ’a karşı yürütülen küresel mücadelenin açmazları ve terörle mücadeledeki eğilimlerini tartışarak DEAŞ sonrası düzen ve istikrar için öneriler sunmaktadır

Devamı

Trump yönetiminin İsrail- BAE patentli "siyasal İslam" politikasının Obama'nın samimiyetsiz "ılımlı İslam" politikasından daha büyük bir iflasla sonuçlanacağını öngörmek için yakın tarihe bakmak yeterli.

ABD ve İsrail’in ne yapmak istediği belli. Peki, İslam dünyası Kudüs için ne yapıyor? İsrail işgalinden beri İslam dünyasının Kudüs için ne yaptığına bakarsak, şimdi de pek fazla bir şey yapamayacağını görürüz. Bunun iki önemli nedeni var:

Insight Turkey Genel Yayın Yönetmeni Muhittin Ataman, darbeden sonra Mısır’ın Ortadoğu’daki yeri hakkında değerlendirmede bulundu.

ABD meşru bir yol ve diplomatik bir çözüm bulmak yerine, terörist bir örgütle mücadele ederken diğer bir terörist örgütü desteklemeyi tercih etti.

Bugün DEAŞ'la mücadele ya da Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak adına PKK'nın faaliyetlerine göz yuman yahut doğrudan PKK'yı silahlandıranların, yarın radikal sol terörün hedefi haline geldiklerine şahit olacağız.

Yöneticiye her şartta itaatı emreden apolitik Selefiliğin İsrail ile birlikte savaşmayı meşrulaştırması bizi şaşırtmamalı. Aynı kafa, "ılımlı İslam" kodlu seküler Arap milliyetçiliğini de aynı kolaylıkla meşrulaştırabilir.

Başta ABD olmak üzere pek çok aktör, mücadelede önceliğin DEAŞ’ı yenmek olması gerektiğini ileri sürerek DEAŞ’ı var eden temel sebepleri ve örgütün Suriye ile Irak’ta gücünü pekiştirdiği elverişli zemini göz ardı etti.

ABD projesi olan "ılımlı İslam" iflas etmemiş miydi? Neden yeniden ısıtılır ki? Suudi veliaht prensi Selman'ın "aşırıcılıkla savaşmak" için "ılımlı İslam'a dönme" söyleminden bahsediyorum elbette.

Kuzey Irak Yönetimi tüm tavsiye, ikaz ve tehditlere rağmen 25 Eylül’de gitti referanduma. Olacaklara dair bir öngörü de vardı. Referandumdan sonra yaşananlar o ihtimaller dâhilinde olan şeyler mi, yoksa sürprizler de var mı?

Bu rapor Suriye sahasında etkin aktörlerden biri olan Nusra Cephesi’ni ele almaktadır.

Türkiye nasıl Irak’ın Kerkük operasyonuna destek verdiyse şimdi Bağdat ve Tahran’ın da Türkiye’nin PKK konusundaki taleplerini yerine getirip PKK’ya karşı savaş açması gerekiyor.

'İdlib operasyonu Astana süreci çerçevesinde okunduğunda Afrin’e karşı bir hamle içermesi çok beklenmeyebilir' diyen SETA Dış Politika Direktörlüğü Araştırma Asistanı Bilal Salaymeh 'Operasyonun sonunda Afrin kantonunun neredeyse kuşatılmış olacağı ortada' diyor.

Eğer yeni dönemin güvenlik eksenleri Arap-Fars ve Türk-Kürt çatışmaları üzerinden kurulmak isteniyorsa bölge ülkelerinin yeniden bir değerlendirme yapmaları ve geri dönülemeyecek adımlar atmamaları elzemdir. Bu da İran’ın başta Suriye’de olmak üzere kendisine çeki düzen vermesi ve aşırılıklarını törpülemeyi birincil görev olarak addetmesinden geçmektedir.