Türkiye ABD’de Kurumlar Arası Güç Mücadelesinin Bir Parçası Olabilir

SETA Washington DC Araştırma Direktörü Kılıç Buğra Kanat ABD yönetiminin Türkiye’ye yaklaşımı hakkında değerlendirmede bulundu.

Devamı
Türkiye ABD de Kurumlar Arası Güç Mücadelesinin Bir Parçası Olabilir
Türkiye-ABD İlişkileri Tek Bir Kriz Üzerinden Değerlendirilemez

Türkiye-ABD İlişkileri Tek Bir Kriz Üzerinden Değerlendirilemez

SETA Dış Politika Araştırmaları Direktörü Muhittin Ataman Türkiye - ABD ilişkileri hakkında değerlendirmede bulundu.

Devamı

Bütün devletler, uluslararası sistemin gerek ekonomik gerekse askerî açıdan en güçlü ülkesinin kullandığı tehdit dili, imzaladığı anlaşmaları yok sayması ve yaptırım uygulayarak bütün ülkeleri dize getirmeyi hedefleyen politikası karşısında kendi güvenliklerini ve ekonomik çıkarlarını risk altında görüyorlar.

BRUNSON davası üzerinden Amerika'nın ne kadar gayriciddi bir devlet olabileceği..

SETA Avrupa Araştırmaları Direktörü Enes Bayraklı ABD’nin Türkiye’ye karşı tutumu hakkında değerlendirmede bulundu.

SETA Strateji Araştırmacısı Talha Köse Türkiye - ABD ilişkileri hakkında değerlendirmede bulundu.

‘Brunson Krizi’ Ezber Bozacak Mı?

Türk-Amerikan ilişkilerinde ne zaman bir kriz baş gösterse 'bu sefer çok farklı, diğerlerine benzemiyor' değerlendirmesi yapılır.

Devamı
Brunson Krizi Ezber Bozacak Mı
Brunson Meselesinde Trump ın Yönetim Tarzının Merkezi Bir Rolü Var

Brunson Meselesinde Trump’ın Yönetim Tarzının Merkezi Bir Rolü Var

SETA Washington D.C. Genel Koordinatörü Kadir Üstün ABD’de yaşanan son gelişmeler hakkında değerlendirmede bulundu.

Devamı

İran’a yönelik uluslararası yaptırımlar nasıl bir tarihi gelişim izlemiştir? Yaptırımlar İran’da ekonomi, siyaset ve toplumu nasıl etkilemiştir? İran yaptırımlarla nasıl mücadele etmiştir? İran’a yönelik yaptırımlar Ortadoğu siyaseti bağlamında ne anlama gelmektedir?

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Johannesburg'daki BRICS zirvesine katılması Türkiye'nin yeni dönemdeki arayışları açısından çok önemliydi.

Çin, Almanya, Kuzey Kore, İran ve hatta tüm Batı Avrupa… Trump'ın tehdit ettiğİ ülkelerden bazıları.

Türkiye de İran’ın başta Suriye ve Irak olmak üzere bölge ülkelerine yönelik nüfuz politikasından rahatsız ve buna karşı mücadele de ediyor, ancak Trump yönetiminin Tahran’ı sınırlandırıp önlerini açmak istediği İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan yayılmacılığı da Türkiye’yi rahatsız ediyor.

Trump, kendisinden önce imzalanan çevre, ticaret ve İran nükleer sorunu konusundaki anlaşmaları da çöpe atarak ABD’nin artık müttefikleri için bile güvenilemeyecek bir uluslararası aktör olduğuna dair algıyı güçlendiriyor..

Türkiye’nin kendisinden güçlü devletlerle kurduğu ittifak ilişkisinde yaşadığı temel problem, bu güçlü müttefikin kendisini tahakküm altına almaya çalışması ve bir süre sonra bağımsız hareket etmesine fırsat vermemesi olmuştur.

Zayıfladığı söylenen Atlantik İttifakı, "casus zehirleme" krizinde dayanışma sergiledi. Batı'nın "Rus casusları sınır dışı etme" şeklindeki ortak tepkisi Birleşik Krallığın bir diplomasi başarısına dayanıyordu. Yine de ABD'nin 60 Rus diplomatı sınır dışı ederek Avrupa ülkelerinden öne geçmesi dikkatlerden kaçmadı.

Eski bir Rus ajanı ile kızının İngiltere’de sinir gazıyla zehirlenmesinin ardından İngiltere Başbakanı Theresa May’in doğrudan Rus hükûmetini suçlayan açıklamaları ile Rusya ile Batılı ülkeler arasında son yıllarda yaşanan gerginlikte yeni bir aşamaya gelindi.

Arap Birliği, son yıllarda birçok bölgesel konuda gösterdiği başarısız performanstan dolayı Arap kamuoyunda saygınlığını kaybetmiş durumda.

Kriter Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Fahrettin Altun kaleme aldığı yazıda 28 Şubat yargılamalarını işledi.

Trump yönetiminin belirsizliklerle dolu dış politikası düşünüldüğünde, yayınlanan Ulusal Güvenlik Strateji (UGS) Belgesi kritik bir önem teşkil etmektedir. Zira ABD hegemonyasının sonunun geldiğine dair tartışmaların hız kazandığı, bölgesel gelişmelerde yeni aktörlerin ön plana çıktığı ve nihayetinde güvenlik paradigmasının değiştiği bir dönemde yayınlanan bu belge, Trump’ın dış politika vizyonu açısından temel bir gösterge niteliğindedir.

Trump yaptığı konuşmada kararın ABD'nin çıkarlarına en uygun davranış olduğunun altını çizmiş olsa da gerçekten bu kararın ülkenin çıkarına ne şekilde hizmet edeceği meselesi tam olarak anlaşılmış değil.

2013'ten bu yana Türkiye'nin çıkarlarını ihlal etmeyi müttefiklik hukuku içinde görmeyen ABD, konuyu sadece bir "ambargo delme" davası olarak sunmayı tercih ediyor. Önümüzdeki hafta çapraz sorgular ve Atilla'nın savunma avukatının söyledikleri ile davanın gidişatı daha da netleşecek.