ABD-İngiltere-Fransa koalisyon saldırısının çerçevesinin son derece net çizilerek sadece kimyasal programa karşı gerçekleştirilmesi uluslararası normların kollanması konusunda sınırlı bir iş birliğine işaret ediyor. Ancak bu iş birliğinin uluslararası normların korunması yönünde kapsamlı bir çabaya dönüşmesi zor görünüyor.
Devamı
Türkiye ne zaman kendi çıkarları adına bir adım atmaya yönelse aynı sakız aynı ağızlarda çiğnenmeye başlanıyor. Eksenimiz İsrail'le sürtüşürken de kaymıştı, İran'la belli bir düzeyde ilişkileri geliştirirken de, 17-25 Aralık'tan sonra da, 15 Temmuz'la birlikte başlayan süreçte de, S 400'ler gündeme geldiğinde de…
Devamı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik eleştirilerin açık karşıtlık halini aldığı son değerlendirmelerde, tedrici biçimde gerçekliğin yerini kurgular alırken, değerlendirmelerin objektifliği sorgulanır oldu.
Kredi derecelendirme kuruluşu Moody's Türkiye'nin notunu düşürdü. Nasıl düşürmesin ki? Türkiye değil mi mega yatırımlar yapan, üçüncü havalimanı inşaatına hız kesmeden devam edip, Kanal İstanbul'un hazırlıklarına tam gaz devam eden? .
SETA Ekonomi Araştırmaları Direktörü Doç. Dr. Nurullah Gür de Anayasa kitapçığı fırlatma vakasının, Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden birinin fitilini ateşlediğini belirterek..
Kuruluşundan Bugüne AK Parti: Dış Politika, Erdoğan liderliğindeki AK Parti’nin dış politikasıyla ilgili kaynak niteliğinde bir çalışmadır. Kitapta dönemin dış politikasına dair teorik bir çerçeve sunulmakta ve Türkiye’nin küresel ve bölgesel güçlerle ilişkisi ele alınmaktadır.
15 Temmuz 2016’da FETÖ üyeleri tarafından yapılan askeri darbe girişiminin toplum tarafından püskürtülmüş olması 28 Şubat’ta jakoben Kemalistler tarafından zirveye çıkartılan ‘dindar’ karşıtlığını yeterince etkilememiş görünüyor.
Devamı
Teröriste terörist diyemeyen bir partinin genel başkanı şehit cenazesine çelenk gönderdi..
Devamı
Bu analiz korumacılığın tarihsel arka planı ışığında kalkınma-sanayileşme yolunda gelişmiş ülkelerin izledikleri politikaları ortaya koymakta ve korumacı politikaları irdelemektedir.
Bu cilt AK Parti'nin iktidarı boyunca toplumsal alanda uygulamaya koyduğu politikaların genel bir değerlendirmesini yapmaktadır. Medya ve siyaset, din ve devlet ilişkileri, eğitim ve göç politikaları, toplumsal güç merkezlerinin yeniden inşası gibi başlıklar ele alınan konulardan bazılarıdır. Kitap, kapsamındaki konularda bütünlüklü bir çerçeve sunarak AK Parti dönemindeki “eşitlenme ve çeşitlenme”yi analiz etmek noktasında iddialıdır.
Aslı astarı olmayan suçlamalar üzerinden Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak isteyenler açığa düştü.
Ne zaman Türkiye aleyhine bir kumpas olsa..
Türkiye bugün bir istiklal mücadelesi veriyor. Türkiye'ye ölümü gösterip, sıtmaya razı etmeye çalışıyorlar. Yani ekonomik krizle tehdit ederek, bağımsız politikaları terk etmeye ve Kuzey Suriye`de bir PKK devletine razı etmeye çalışıyorlar.
Evet doların ateşini düşürmekte zorlanıyoruz. Ancak bu ekonomik bir krizden değil Sarraf davası benzeri argümanlar kullanılarak yapılan uluslararası siyasi müdahalelerden kaynaklanıyor.
Almanya Başbakanı Merkel’in, Amerikan Başkanı Trump ile gerçekleştirdiği sayısız başarısız görüşmeden sonra yaptığı “Avrupalılar olarak kendi başımızın çaresine bakmalıyız” açıklamasının ve yeni Fransız Cumhurbaşkanı Macron’un savunma alanında iş birliğinin artırılmasını da kapsayan AB’nin reforme edilmesi yönündeki çağrılarının ardından böyle bir gelişme bekleniyordu.
Bu analizde AB’nin yakın geçmişte yaşadığı değişim süreci ele alınarak bu sürecin Almanya’nın yükselişi ve Birlik’in sürdürülebilirliği gibi konulara etkisi açıklanacaktır.
Meselenin daha trajik tarafı ise şu: Türkiye bu kadar badire atlatmışken ve geçmişte partilerin kapatılmasının Türkiye’ye çok büyük maliyetleri ortaya çıkmışken, eski Cumhurbaşkanı Necdet Sezer hâlâ parti kapatmalarını savunarak kendisini Fazilet Partisi’nin kapatılması üzerinden savunabiliyor olması.
AK Parti’nin kurulduğu dönemde siyasette bir meşruiyet krizi vardı. Merkez sağ ve mevcut sistem iflas etmişti. Yani siyasetin güçlü bir merkezi bulunmamaktaydı. Tekrar eden ve giderek derinleşen ekonomik kriz, geleceğe yönelik toplumsal özgüveni parçalamıştı. Siyasetin krizi ekonomik krizle birleşince, toplum yeni olanı denemek için risk almaya hazırdı. Çünkü zaten kaybedeceğini kaybettiği için daha kötüsü olmazdı.
2019 seçimleri bağlamında yürütülen siyasi mühendisliğin en önemli unsurlarından biri de Erdoğan karşıtı siyasi aktörleri bir bir sivriltmek ve her birini bir iktidar alternatifi haline getirmek.
Batılılar Türkiye ile geçmişte kurdukları asimetrik ilişkiyi sürdürmek istiyorlar. Türkiye'nin kendileriyle göz hizasında bir ilişki kurmasına tahammül edemiyorlar.
Kuzey Irak Yönetimi tüm tavsiye, ikaz ve tehditlere rağmen 25 Eylül’de gitti referanduma. Olacaklara dair bir öngörü de vardı. Referandumdan sonra yaşananlar o ihtimaller dâhilinde olan şeyler mi, yoksa sürprizler de var mı?