Türkiye'de şu an ihracata dayalı bir büyüme stratejisi benimseniyor. Yüksek kurlardan faydalanılarak, ihracat artırılmaya ve cari açık düşürülmeye; faizler düşürülerek yatırım ortamı teşvik edilmeye, iç talep canlandırılarak, büyüme yüksek tutulmaya çalışılıyor.
Devamı
Türkiye, tüm Körfez ülkeleriyle ilişkisini geliştirme niyetinde. Bunu yeni bölgesel denklemin zorunluluğu olarak görüyor. BAE ile normalleşme, hatta Suudi Arabistan'la yeni bir döneme geçme, Türkiye'nin stratejik ortağı olarak gördüğü Katar'la ilişkilerini olumsuz yönde etkilemez. Aksine Körfez'deki güç denkleminde Katar'ın lehine olur.
Devamı
Normalleşme, güç denkleminin değişmesi ve rekabet halindeki güçlerin sınırlarını görmesi ile olur. Türkiye, Suriye, Libya, Dağlık Karabağ ve Doğu Akdeniz'de sert-yumuşak güç kullanarak etki oluşturdu. Bu altyapının BAE dahil diğer aktörleri yeni hesaplamalara ittiği açık. Büyük güçler rekabetinin yoğunlaştığı bir dünyada gerektiğinde sert güce başvuramayan bir dış politika realist bir seçenek oluşturmuyor.
İki iddialı ülkenin rekabet ettikleri sorunları hemen çözmeleri beklenmemeli. Elbette ortak ekonomik çıkarların bölgesel krizlerde yeni müzakereleri ve pazarlıkları getirmesi mümkün.
Tarihi zeminin yarattığı etki itibarıyla günümüzde Ankara ve Madrid arasındaki siyasi ilişkilerde kritik bir problemin mevcut olduğunu söylemek pek mümkün değil. Zira iki ülkenin dış politika bakımından güç mücadelesi verdikleri bir alan bulunmuyor.
Ya Türkiye-ABD ilişkileri değişen formatıyla iş birliği temelinde yeni bir döneme adım atacak, ya ikili ilişkilerdeki sorunlar ve gerginlikler mutat hale gelecek ya da ABD'nin tavrının maliyetleri artacak ve katlanılmaz hale gelince Türkiye ikili ilişkilere kendi formatını atmak zorunda kalacak.
İki liderin görüşmesinde bu krizlerin kaçınılmaz olduğu kabul edilmekle birlikte mevcut sorunların çözülmesi yönünde irade gösterilmesi Türk-Amerikan ilişkilerindeki kritik dönemin yapıcı adımlarla aşılmasını sağlayacaktır.
Devamı
Bu 10 büyükelçi bildiri yayımlamayı bir kenara bırakıp, Türkiye'nin çıkarlarını ve hassasiyetlerini tanıyan yeni bir ilişki için çabalarlarsa kendi ülkelerine daha iyi hizmet ederler.
Devamı
Muhalefetin sert söylemlerinin aslında tek bir sebebi var. Son aylarda anket şirketleri üzerinden köpürtülen özgüveni yüksek tutmak ve ortak vizyonu olmayan çok parçalı koalisyonlarını ayakta tutmak.
Dünya, yeni meydan okumalarla birlikte güvenlik risklerinin de arttığı bir döneme sürükleniyor. Güvensizleşen Dünyada Türkiye’nin Güvenlik Politikası Nasıl Olmalı?
Doğu Akdeniz'de karşılaştığı başarısızlık ve La Farge üzerinden DEAŞ'a desteğinin ifşa olması gibi gelişmeler Fransa için riskli bir dönemi başlatmıştı. AUKUS ile beraber risklerin ve kayıpların arttığı görülmekte.
Türkiye gerilimli ilişkilerde yeni sayfa açma arayışında. ABD, AB, Mısır, Yunanistan, BAE, Suudi Arabistan ve İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi politika gündeminde.
İHA sanayiinde kaydedilen ilerlemeler sayesinde Türkiye kendi jeopolitik çıkarlarını güvence altına alırken aynı anda birden fazla muharebe alanında bizzat asker bulundurmaksızın askeri varlığını hissettirebildi.
SETA Genel Koordinatörü Duran, Türkiye'nin Avrupalı ve Amerikalıların hataları sonucu göçmen kampı olacak bir yer olmadığının altını çizerek ‘Ama hiçbir insani kaygı gütmeksizin insanları şiddetle denize atan yaklaşımla davranması beklenemez.’ dedi.
Erdoğan'ın KKTC Meclisi'ndeki açıkladığı müjdeler (külliye ve parlamento binası) kararlılığın sembolleridir. Kıbrıs Türk devletinin simgesel olarak inşasıdır.
Her yıl 15 Temmuz destanının demokrasi tarihimiz içindeki istisnai yerini gururla anmaktan geri duymayalım.
Cumhuriyetin ikinci yüzyılını karşılayacak 2023 seçimlerinin 'ağır imtihanlarla' sınanmaması için siyaset kurumuna önemli görev düşüyor.
Türkiye artık tek bir parametre üzerinden değerlendirilebilecek bir devlet değildir. Bölgesinde belirleyici bir devlet olarak küresel siyasi gelişmelerdeki etkisini artırmaya çalışan aktördür.
Antalya Diplomasi Forumu’nun hedefi, zamanlaması, teması ve katılımcıları dikkate alındığında Türk dış politikasının bu duruma yönelik hazırlık yaptığı ve yeni döneme uyum sağlamakta çok zorluk çekmeyeceği görülüyor.
Gözler 14 Haziran'da Brüksel'de gerçekleşecek olan ikili zirvede.