Kılıçdaroğlu CHP adına ortak aday olarak kendi ismini önerme dışındaki seçenekleri devre dışı bıraktı. CHP'li belediye başkanlarını önermediği yerde masadaki diğer genel başkanlardan birisinin de ortak adaylığına razı olamaz.
Devamı
Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu iki zıt aday profiline karşılık geliyor. 6'lı masayı bir araya getiren Kılıçdaroğlu "aday değil sistem" vurgusuyla muhalefetin "koordinatör cumhurbaşkanı" adayı olma tavırları sergiliyor. Akşener haricindeki genel başkanlar buna yakın duruyor. İmamoğlu ise hem CHP'yi hem de 6'lı masayı rahatsız edecek ölçüde çok hırslı bir cumhurbaşkanı adayı olarak değerlendiriliyor. Çok sayıda iddialı siyasi aktörün olduğu muhalefet cenahında İmamoğlu'nun kendi hikâyesini yazması hayli zor görünüyor.
Devamı
Kısa vadede muhalefeti birleştiren bir yerde görülen bu karar orta vadede 6'lı masa içindeki ve CHP'deki çekişmeyi büyütebilir.
6'lı masa geçiş dönemine ve ortak politikalara odaklanarak aday konusunu erteliyor. Hatta CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, bu programları oluşturmadan aday belirlemenin doğru olmayacağını şu cümlelerle rasyonelleştirdi: 'Seçimden sonra seçilecek cumhurbaşkanının altılı masayı da götürmesi lazım. Cumhurbaşkanı adayını belirledikten sonra eğer liderlerle uyum gibi bir sorun çıkarsa o başka felakete yol açar. Seçimden sonraki süreç çok daha önemli.'
Çok sık adaylığını tartıştırmak Kılıçdaroğlu'na Akşener ve 6'lı masa üzerinde bir dayatma imkânı veriyor. Ancak artık ortak aday olması durumunda isminin açıklanmasının da bir büyüsü kalmadı. Aksi durumda söylenecek çok şey birikti.
Başkanlık sistemindeki seçim kampanyaları belediye başkanlığı seçimlerine benzemez. Bir maraton koşusudur. Muhalefet ister ortak aday ister çoklu aday çıkarsın cumhurbaşkanları adaylarının maraton koşucusu olma imkânlarını sınırlıyorlar. İşte bu sebeple bakmayın sert eleştirilere, her şeye rağmen en hazır adayları Kılıçdaroğlu.
6'lı masa üç çekişmeyi de iyi senaryo ile tamamlamak zorunda.
Devamı
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı adaylık yolunun son taşlarını döşüyor.
Devamı
Türkiye'yi 2023 sonrasına taşıma konusunda muhalefetin kendisini 'alternatif' olarak sunamaması olgusu gücünü koruyor.. 6’lı masanın asıl meydan okuması dağılma riski değil, vasatlıktan kurtulamamak olabilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı konumlanmaları ve parlamenter sisteme geçişi istemeleri seçmen nezdinde heyecan uyandırmıyor.
Aday profili meselesi 6'lı masanın dört çelişkisinden sadece birisi. Masayı bir araya getiren tutkalın (Erdoğan karşıtlığı ve güçlendirilmiş parlamenter sistem önerisi) seçmene umut vermek için yetersiz olduğu görüldükçe bu çelişkiler daha fazla öne çıkıyor.
İktidar ve muhalefet arasındaki rekabetin ana iddiası ülkeyi kendisinin yönetebileceğidir. Bu iddianın ikinci yüzü ise rakibinin ya da rakiplerinin yönetemeyeceğidir. 2023 seçimlerine giderken Türkiye'de güncel siyasetin her konusu bu tema etrafında şekilleniyor. En son muhalefet Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın NATO'nun Madrid Zirvesi'nde Türkiye'nin taleplerini Finlandiya ve İsveç'e kabul ettirdiği üçlü mutabakatı eleştirdi.
Muhalefet 'adayını açıkla' çağrısına olumlu cevap vermeyi Erdoğan'ın oyununa gelmek olarak görüyor. Halbuki Erdoğan'ın 'aday' sorgulaması açıklasalar da açıklamasalar da 6'lı masayı zora sokacak.
SETA Genel Koordinatörü Burhanettin Duran, muhalefetin Cumhurbaşkanı adayının kim olacağına dair tartışmalar üzerine değerlendirmelerde bulundu.
Son haftalarda İmamoğlu ve Yavaş'ın isimleri geri plana düşerken helalleşme ve hesaplaşma söylemi arasında git gel yaşayan Kılıçdaroğlu'nun aday olma ihtimali sürekli bir yükselişteydi.
SETA Siyaset Araştırmaları Direktörü Nebi Miş, muhalefetin adayının kim olacağı üzerine yapılan tartışmalara dair değerlendirmelerde bulundu.
Muhalefetin 6'lı masasının seçimlere giderken nasıl bir dizilim içinde olacağı şekillenmeye başladı. SP'nin 'ittifak içinde ittifak' önerisinden ve CHP'nin 8 senaryo çalışmasından sonra DEVA Genel Başkanı Babacan, partisinin 2023 seçimlerine kendi logosuyla gireceğini açıkladı.
Muhalefetin çetin bir gündemi var. Yeni seçim yasasından sonra hem muhalefet partileri hem de akıl verenleri hummalı şekilde senaryoları çalışıyorlar ve nasıl bir ittifak yapısı oluşturulmalı üzerine kafa yoruyorlar.
Aday belirlenmedikçe aday çekişmeleri bitmez. Hatta belirlense bile küskünleri çıkar. Muhalefete akıl verenlerin toparlanmak için öne sürdükleri 'demokrasi cephesi' formülü ya da 'otoriterlik-demokratlık' ayrımı seçmende bekledikleri karşılığı üretemez. Uluslararası sistemin belirsizliğinin arttığı bir dönemde Türkiye'yi 2023 sonrasına taşıyacak politikalarda uzlaşıp bunu seçmene etkili bir isim etrafında ulaştırabilmeleri lazım.
Macaristan tartışması yeniden gösterdi ki, muhalif kesimler adayın belirlenme zamanı konusunda ikiye ayrılmış durumda. Bir kesim, heyecan uyandıracak bir adayın bir an önce belirlenmesini istiyor. Bunu destek alacağı seçmen tabakalarına mesajlarını ulaştırabilmesi için gerekli görüyor. Diğer kesim ise önce ilkelerin, programın ve hatta geçiş sürecinin belirlenmesini daha elzem buluyor. Aday nasıl olsa masadaki genel başkanlar tarafından belirlenecek. Yani muhtemel ortak aday zaten kendisine masada biçilecek elbiseyi giyecek. Bu da bir yöntem, tercih...
Macaristan seçimlerinin sonucu bizdeki muhalefetin sistem- aday çelişkisini yeniden göz önüne getirdi. 6'lı masadaki genel başkanlar iki sistem önerisi getirmek ve buna uygun bir ortak aday bulmak durumundalar. 2023 seçimleri için alternatif bir cumhurbaşkanlığı sistemi önerisi ve sonrası için de güçlendirilmiş parlamenter sistem önerisi. İkincisi için bir öneri getirdiler ancak yeterli ilgiyi görmedi. Zira seçmen belirsizlik değil netlik ister. Asıl merak edilen nasıl bir cumhurbaşkanlığı sistemi önerecekleri.
Bu teklifle yapılan rasyonelleştirme, muhalefeti seçim pazarlıklarının ötesine geçmeye, stratejik bir ittifak oluşturmaya yöneltiyor.