Hükümet, Reformcu Kimliğinden Uzaklaştı mı?

Erdoğan hükümetlerinin bugüne kadar kimsenin çözmeye cesaret edemediği Türkiye'nin iç sorunlarını çözme konusunda en cesur adımları, tam da otoriterleşme eleştirilerinin arttığı son birkaç yılda attığı görülmektedir.

Devamı
Hükümet Reformcu Kimliğinden Uzaklaştı mı
Otoriterleşme Üzerine Klişeler

Otoriterleşme Üzerine Klişeler

Eğer bugün otoriterlik üzerinden bir siyasal rejim tartışması yapacaksak önce son 10 yılda gerçekleştirilen demokratik kazanımları masaya koyarak, bu tartışmaya başlamamız gerekir.

Devamı

Avrupa ve Almanya'da yükseltilen Erdoğan karşıtlığının olumsuz sonuçlarından biri de Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecini tartışılır hale getirmeye başlamasıdır.

Hükümetin paralel yapı ile mücadelesi devam ettikçe Hareketin yeni Batıcılığı daha da güçlenecek gibi.

SETA Siyaset Araştırmaları Direktörü Hatem Ete, ‘protokol cumhurbaşkanlığı'nın geride kaldığını, artık halkın seçimiyle beraber daha faal bir cumhurbaşkanlığı dönemine geçiş olacağını belirtti.

Siyasal bir lider; halkın %50'sinden oy alabiliyorsa, siyasal tarihimizin en büyük mitinglerini yapabiliyorsa, 17 Aralık gibi büyük bir saldırıdan güçlenerek çıkabiliyorsa, burada özel bir şey var demektir.

Seçim Sistemi Tartışmalarına Nerden Başlamalıyız?

AK Parti'nin önerileri arasındaki "daraltılmış bölge sistemi", hem siyasal istikrar hem de yerleşik siyasal kültür açısından Türkiye'ye daha uygun ve uygulanabilirdir.

Devamı
Seçim Sistemi Tartışmalarına Nerden Başlamalıyız
Cumhurbaşkanlığı Tartışmalarında İbre Değişti

Cumhurbaşkanlığı Tartışmalarında İbre Değişti

SETA Siyaset Araştırmaları Direktörü Hatem Ete, Cumhurbaşkanı Gül'ün yapmış olduğu açıklamanın, Cumhurbaşkanlığı tartışmalarında ibreyi değiştirerek tartışmalarda çok daha sükûnetli bir ortam sağladığına dikkat çekti.

Devamı

Yüksek faiz dolayısıyla yıllarca orta gelir tuzağında patinaj yapan ülke mi ya da düşük faiz ile yüksek büyüme oranlarını gerçekleştirerek orta gelir tuzağından çıkmış bir ülke mi olacağız?

Türkiye büyük bir darbe teşebbüsü atlattı. Başbakan Erdoğan da bütün mesaisini sesi kısılıncaya kadar bu darbeyle mücadeleye ayırdı. İşte böyle bir siyasi iklimde, akademik zam konusunu ilgili muhatapların gündeme getirmesi, haliyle mümkün olmadı.

Erdoğan karşıtları Erdoğan'a ilginin sahiciliğini, köklü nedenselliğini ve psikolojisini anlayamıyorlar. Anlamayanlar sadece Ak Parti mitingine gidenlere “cv'siz kişiler” diyenler değil. Sosyalist veya liberal sol kökenli akademisyenler de anlamıyor.

30 Mart seçim sonuçlarıyla birlikte, kesin olarak ortaya çıkan durum, diğer partilerin cumhurbaşkanlığına kimi aday göstereceğinden daha çok, AK Parti'nin göstereceği adayın süreci belirleyeceği gerçeğidir.

MİT krizinden bu yana ortaya çıkan ve 17 Aralık operasyonuyla kavgaya dönüşen hükümet-cemaat çekişmesinin daha geniş bir zemine yayılıp yayılmayacağı Gülen ve çevresinin, dini cemaat veya sivil toplum formatına geri dönmeye razı olup olmayacağıyla şekillenecek.

Takipçi kitlesinin genişliği ile övünen yayın organları saldırgan propagandalarının halk üzerinde beklenen etkiyi göstermeyişini iyi analiz etmeli ve daha ilkeli bir yayın politikası izlemelidirler.

SETA İstanbul Genel Koordinatörü Burhanettin Duran, 30 Mart Yerel Seçimleri sonrasında, halkın net bir şekilde tanımlanamayan ama tehlikeli olduğunu gördüğü paralel yapının hesabının sorulması beklentisi içerisinde olduğuna dikkat çekti.

SETA Ankara Siyaset Araştırmaları Direktörü Hatem Ete, Başbakan Erdoğan'ın ‘balkon konuşması'nda uzatılacak zeytin dalını alacak bir el görünmediğini belirtti.

Gülen Hareketi Ak Parti ve Erdoğan'ın bu seçimde ağır bir darbe almasını istiyor. Fakat bu mühendislik müdahalesi ters tepmiş ve seçim süreci bizatihi Gülen Cemaati'nin kaderini belirleyecek bir noktaya gelmiş gözüküyor.