İslam Dünyasının İttihat İmtihanı

Önümüzdeki dönemde bölge ülkelerinin en büyük imtihanı: İttihat!

Devamı
İslam Dünyasının İttihat İmtihanı
Şii Militanlar Terk Etsin mi Dediniz

“Şii Militanlar Terk Etsin” mi Dediniz!?

Washington'ın Irak ve Suriye politikası sebebiyle Türkiye ile yaşadığı sorunlara çözüm bulmadan sadece S. Arabistan, İsrail ve Körfez ülkeleri sayesinde Şii militanlardan kurtulabileceğini sanması ilginç.

Devamı

Kuzey Irak Yönetimi tüm tavsiye, ikaz ve tehditlere rağmen 25 Eylül’de gitti referanduma. Olacaklara dair bir öngörü de vardı. Referandumdan sonra yaşananlar o ihtimaller dâhilinde olan şeyler mi, yoksa sürprizler de var mı?

Trump yönetimi Irak’ta Barzani’yle ve Suriye’de YPG’yle alabileceği yolun sınırlı olduğuna ve İran’a karşı geleneksel müttefikleriyle çalışması gerektiğine karar verirse, ABD politikalarının sahadaki etkin aktörleri desteklemekten geleneksel müttefik devletlerle çalışmaya doğru evrilmesini bekleyebiliriz.

Türkiye nasıl Irak’ın Kerkük operasyonuna destek verdiyse şimdi Bağdat ve Tahran’ın da Türkiye’nin PKK konusundaki taleplerini yerine getirip PKK’ya karşı savaş açması gerekiyor.

Kuzey Irak halklarıyla hukukunu korumak isteyen Türkiye ne demişti? Tek taraflı bağımsızlık girişimi Irak’ı yeni ve kontrol edilmesi zor bir çatışmanın içine sürükler.

İran Planı da Boş Çıktı

Tüm siyasi meselelere dair sığ tavrı ve ilgisizliği, karar alma ve adım atma aşamasına geldiğinde Trump'ı avlıyor.

Devamı
İran Planı da Boş Çıktı
Türk Amerikan İlişkilerinde Vize Krizi

Türk – Amerikan İlişkilerinde Vize Krizi

Son yaşanan vize krizinin aslında Türkiye ve ABD arasında yaşanan reel çıkar ve stratejik farklılıkların çatışmasının bir sonucu olduğu söylenebilir.

Devamı

Trump'ın İran politikasının uygulama şeklinin ABD'nin Ortadoğu'daki müttefiklerine "ciddi yükler" getireceği kanaatindeyim.

Vize krizinin bize gösterdiği en temel gerçeklik Washington'ın Türkiye'nin gerçekliğinden koptuğudur. Bunu da Erdoğan'a "kızarak, onu cezalandırmaya" çalışarak telafi etmeye çalışıyorlar.

Ortada Amerikan devleti içerisindeki Türkiye karşıtı kliği 15 Temmuz darbe girişimi ile irtibatlandıran büyük bir skandal vardır.

ABD her seferinde Türkiye’yi iten taraf oldu. 2012’den bu yana Türkiye her türlü çabasına rağmen, en önemli müttefikinden beklediği asgari iyi niyeti ve müttefikliğe yakışan davranışı göremedi.

Trump’ın Ortadoğu gezisi sırasında ABD ile güncellenen ilişkilere rağmen Suudi Kralı Selman'ın Rusya'da stratejik anlaşmalara imza atması, bölgedeki yeni ittifak arayışlarının önemli bir işareti.

Hâlihazırda ABD siyasetinde dehşet bir iktidar boşluğu var. Donald Trump ne yazık ki bu boşluğu dolduramıyor. Trump çepeçevre kuşatılmak ve hareketsiz bırakılmak isteniyor.

Soru işaretleri fazla, ihtimaller çeşitli...Ancak ortada tartışmasız bir hakikat var; o da Türkiye'nin kabuk değiştirdiği. Ülke olarak mukavemetimiz, imkânlarımız, gücümüz artıyor.

Gelinen noktada karşılıklı milliyetçi tepkilerle gerilimi artırmanın kimseye faydası yok. Washington, öncelikle Türkiye'deki ABD eleştirisini gündem yaparak anlamaya çalışmalı.

Türkiye’nin, Washington tarafından izlenen İran’ın yalnızlaştırılması siyasetine ayak uydurmak konusunda aykırı davranmaya çalıştığı her dönemde ağır bir şekilde ABD’nin baskısına maruz kalması Türk-İran ilişkilerinin geliştirilmesinin önündeki temel engellerden birisi olmuştur.

Moskova'nın bugün geldiği noktanın bölgede "düzen" ya da "eksen" kurabilecek bir yerde olduğu da söylenemez. Zaten böyle bir hedefi de yok.

Batı siyasetini bekleyen esas tehlikenin aşırı sağın yükselişini durdurmak isteyen ana akım siyasetçilerin aşırı sağın gündemine teslim olarak aşırı sağcılaşmaları olduğu açıktır.

Şiddeti terk eden sol, devrimciliğini yitirir, zamanla liberalizm tarafından evcilleştirilir ve soldan geriye liberal sol, bir başka tabirle liberalizmin bir yorumu kalır.

Bağımsızlık kararı alınsa bile realize edilme süreci çok sıkıntılı geçecek. Milliyetçiliklerin kapıştığı ve birbirini suçladığı günlere gidiyoruz.