Rapor Çağrısı: Avrupa İslamofobi Raporu 2017

2015 yılından beri periyodik olarak her yıl yayınlanan Avrupa İslamofobi Raporu’nun amacı Avrupa’daki İslam düşmanlığının yayılma trendini ülke bazında analiz etmek ve belgelemektir.

Devamı
Rapor Çağrısı Avrupa İslamofobi Raporu 2017
ABD deki Saldırgan Müslüman Olsaydı Neler Yaşanırdı

ABD’deki Saldırgan Müslüman Olsaydı Neler Yaşanırdı?

SETA Avrupa Araştırmaları Direktörü Enes Bayraklı ABD’de yaşanan saldırıya yönelik değerlendirmelerde bulundu.

Devamı

SETA Genel Koordinatörü Burhanettin Duran Türkiye-Almanya ilişkilerinde beklentiler üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Bütün resim bize, Almanya'da aşırı sağcı bir partinin meclise girmesinin, bazılarının inanmak istediği gibi bir yol kazası olmaktan ziyade batı siyasetinde ortaya çıkan yeni bir trend ile alakalı olduğunu göstermektedir.

Seçimler öncesi açıkça kendini belli eden yükselişine rağmen AfD’nin zaferi, sanki beklenmeyen bir gelişmeymişçesine, "Almanya’da bu nasıl olabildi?” kabilinden şaşkınlık ifade eden sorular eşliğinde tartışılıyor.

Türk seçmen sandığa gitmeli ve oy oranlarına dâhil olarak özellikle kimi seçmediği noktasında Alman siyasetine ciddi bir mesaj vermelidir.

Almanya’da Bir Göçmen Partisine İhtiyaç Var mı?

Yakın bir geleceği bırakalım, uzun vadede bile kıta Avrupası’nda dindar bir Müslümanın ulusal parlamentolarda kendine yer bulması neredeyse imkânsız gözükmektedir.

Devamı
Almanya da Bir Göçmen Partisine İhtiyaç Var mı
Alman Seçimlerinin Kazananı Aşırı Sağ Kurbanı Türkiye

Alman Seçimlerinin Kazananı Aşırı Sağ, Kurbanı Türkiye

Göçmenler üzerinden normatif bir düzlemde yürütülen güvenlik odaklı seçim vaatleri, aşırı sağın elini kuvvetlendirmekte ve Alman kamuoyunu aşırı sağcı söylemlere karşı duyarsızlaştırmaktadır.

Devamı

Son dönemde ortaya çıkan Türkiye-Almanya geriliminde Almanya'nın Türkiye siyasetinde aşırı bir duygusallık ve agresiflik ön plana çıkmaktadır

Radikalizm dolayısıyla terör dinleri aşan bir olgudur. Arakan’da “Budist terörü” başlığını atmayanların İslam’la terörü aynı cümle içerisinde bile kullanmaması lazım.

Geçtiğimiz bir yıl içerisinde defalarca Ankara'ya gelen Merkel Türkiye'nin üyelik müzakerelerini durdurmaktan, diplomatik ilişkileri yavaşlatmaktan bahsediyor.

Batılı ülkelerden DEAŞ’e gerçekleşen katılım hiç sorunsallaştırılmadı. Nasıl büyüdüğü, hangi unsurlarla hangi şartlarda işbirliği yaptığı neredeyse hiç sorgulanmadı.

Türk medyasının bir kısmı her ne kadar kaosa ve karmaşaya neden olacak, düşmanlığı körükleyecek manşetler atsa da devlet ve toplum teröre destek olmadı, sağduyuyu elden bırakmadı.

Enes Bayraklı ‘ya göre Almanya ile ikinci raunt 2019 seçimleri ve bugün yaşadığımız gerginliği bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor.

Almanya-Türkiye ilişkilerinde ciddi bir perspektif kayması yaşanıyor.

Terörün elinden çeken Batı egemenleri, küresel teröre bilerek veya bilmeyerek verdikleri katkıyı akıllarına bile getirmiyorlar

DEAŞ’ın bundan sonra Avrupa’da hedef seçerken düşüneceği ilk şey, ‘o ülkede bu tür bir saldırı yapma fırsatı olup olmadığı’ olacak.

ABD'de var olan bazı toplumsal fay hatları hareketlenmeye başladı.

“Türkiye'ye yönelik 'siyasi denetim' kararı, Türkiye'deki referandumda halkımızın aldığı karara karşı bir tepki, Türkiye'yi cezalandırmak üzere kendilerince attıkları bir adım.”

Yıllarca bu memlekette dindarları aşağılayanlar şimdi İslamofobinin zararlarından bahsediyorlar. Avrupa'da, Amerika'da İslamofobinin yükselişinden duydukları endişeyi dile getiriyorlar. Yetmiyor devleti, hükümeti göreve çağırıyorlar.

Dikkatinizi çekiyor mu? Tayyip Erdoğan "dünya beşten büyüktür" derken en hafif şekliyle "aman canım sen de" edalarında olanlar şimdi Erdoğan'ı Trump'a kafa tutmamakla itham ediyorlar!