Dolara veda Yuana Merhaba

Zaten zayıf bir seyir izleyen ve yaptırımlarla iyice daralan Rusya ekonomisinin, ticarette Batı para birimleri yerine mümkün olduğunca Yuan'ı tercih etmesi durumunda, risklerin azalacağı öngörülüyor.

Devamı
Dolara veda Yuana Merhaba
Tarihin Ekonomik Tekerrürü İpek Yolu

Tarihin Ekonomik Tekerrürü: İpek Yolu

Bir yandan Batı, bir yandan da Doğu, geleceğe güç biriktirmek için birleşmek derdinde. Bizim de dünyadaki bu birleşmelere eklemlenmemiz şart. Tabii dünyayla bütünleşebilmek için, önce kendi içimizde bir bütünlük sağlamamız gerekiyor.

Devamı

Yeni Türkiye'nin hesabı, kirli tezgâh başındakilerle sınırlı kalmamalı. Bu hesap, o tezgâhın mülkiyetini elinde bulunduranlarla da görülmeli.

Tek-tipçi olmayan, yukarıdan aşağıya dayatılmayan, toplumsal dünyanın sahihliğini yansıtacak ve estetik birikimi ideolojik engellere takılmadan yansıtma cesaretini gösterecek kültür politikalarına ihtiyacımız var.

ABD, askeri kuşatmayı ekonomik kuşatmayla, ekonomik kuşatmayı kültürel kuşatmayla tahkim etti. Savaş ve ambargo siyaseti Amerikan karşıtlığını Ortadoğu halklarının asgari müştereğine dönüştürdü.

Amerika Asya Pasifik Stratejisi dahilinde en kararlı dış politika manevralarından birini son elli senedir düzenli ilişki dahi kurmadığı Burma'ya yöneltti.

ABD'nin Libya'daki "İnsani" Kaygıları

Irak ve Afganistan örnekleri, ABD müdahalelerinin yarattığı yeni kaosların bedelini yine o halkların ödediÄŸini gösteriyor. 

Devamı
ABD'nin Libya'daki quot İnsani quot Kaygıları

Obama'nın pragmatizmi, değişim vaadini törpülüyor

ABD’nin yeni baÅŸkanı Barack Obama, 20 Ocak 2009’da yönetimi devralacak. “DeÄŸiÅŸim” mesajıyla Amerikan siyasetine yeni bir soluk getiren, tarzı, üslubu, yenilikçi taban örgütleme kabiliyetiyle Obama, ABD BaÅŸkanı’ndan beklentileri de oldukça yükseltmiÅŸ oldu. Åžimdi ise Obama’nın bu vaatlerini nasıl yerine getireceÄŸi, yarattığı ivmeyi koruyarak nasıl bir çizgi izleyeceÄŸi en önemli tartışma konularından.

Devamı

Türkiye, 22 Temmuz ve sonrasında cumhurbaÅŸkanlığı seçimlerine yoÄŸunlaşırken ABD'de de seçim süreci ilerliyor. 2008 Kasım'ında yapılacak seçimlere Cumhuriyetçi ve Demokrat partilerin kimleri baÅŸkan adayı olarak göndereceÄŸi 2008'in ilk aylarında belli olacak.

Türkiye, 22 Temmuz ve sonrasında cumhurbaÅŸkanlığı seçimlerine yoÄŸunlaşırken ABD'de de seçim süreci ilerliyor. 2008 Kasım'ında yapılacak seçimlere Cumhuriyetçi ve Demokrat partilerin kimleri baÅŸkan adayı olarak göndereceÄŸi 2008'in ilk aylarında belli olacak.

Adalet ve Kalkınma Partisi beklendiÄŸi üzere seçimleri açık ara kazandı. 23 Temmuz son beÅŸ yıldan farklı olarak, Türkiye’nin bir çok konuda imtihandan geçeceÄŸi bir süreci de baÅŸlatmış bulunuyor. AK Parti küresel ile yerli oligarÅŸi arasında, CHP kendi kısır siyasal patinaj dünyasında, MHP ise bir kez daha baÅŸka hesapların aparatı olup-olmama dilemması içerisine 23 Temmuz imtihanına giriyorlar. Türkiye’yi 23 Temmuz sonrasında iki yakıcı sorun bekliyor: Ä°ç (kısmen dış) siyasetin Kuzey Irak baÅŸlığı altına sıkışacak sorunlarla kilitlenmesi ve ekonomik istikrarın bundan sonrası için kendisine bir yön tayin etmesi.

Amerika’nın 2007 itibariyle Irak’taki durumunun, bir çok uzman tarafından “bataklığa düÅŸtüÄŸü” ÅŸeklinde tarif edilmesi oldukça aceleci bir okumadır. Amerika’nın Irak’ta “baÅŸarılı” olmasından ne anlıyoruz?Amerika, Irak iÅŸgalini ne yapsaydı baÅŸarıyla tamamlamış olurdu? Amerika’yı baÅŸarısız bulan okumaların bu suallere çok net cevapları olduÄŸunu zannetmiyorum. Önümüzde tam tersi bir tablo söz konusu. Amerika’nın Irak iÅŸgaliyle birlikte elde ettiÄŸi en önemli kazanım, OrtadoÄŸu politikasına tek küresel güç olarak el koyması oldu. Artık Ä°ran, Suriye, Türkiye ve Suudi Arabistan zaten sorunlu olan bölgesel politikalarını Amerikasız bir denklem içerisinde kurgulama ihtimalinden ciddi ÅŸekilde uzaklaÅŸtılar. Irak iÅŸgaliyle birlikte Kürt Sorunu bir Kürdistan sorunu, Iraklı Åžiiler ise bölgesel Åžii KuÅŸağı baÄŸlamında ele alınma potansiyeline kavuÅŸtular.

Amerika’nın Irak’ı iÅŸgalini farklı dinamikler üzerinden okumak mümkündür. Ä°ÅŸgal öncesinde en sık duyduÄŸumuz argümanlar “petrol”, “Ä°srail’in güvenliÄŸi” veya “Büyük OrtadoÄŸu Projesi (BOP)” odaklıydı. Bu argümanların her birisinin Irak’ı iÅŸgalde belli bir rol oynadığı muhakkaktır. Lakin Irak’ın iÅŸgalini açıklamak için bize yeterli bir siyasal tafsilat alanı saÄŸlamamaktadır. Irak’ın iÅŸgal edilmesini mümkün kılan en önemli olay 11 Eylül’dür.

OrtadoÄŸu’da son yıllarda yaÅŸanmakta olan gerilimler ve çatışmalar uzun bir süredir dünya siyasetinin sıcak gündemini teÅŸkil etmektedir. Irak’ta 4 yıldan uzun bir süredir devam etmekte olan Amerikan iÅŸgali Irak’a istikrar getirememiÅŸtir. Irak iÅŸgali hızla bir iç savaÅŸa dönüÅŸmektedir. Ä°ç savaÅŸ durumunda ortaya çıkabilecek yıkım, hem Irak, hem de bölge açısından ÅŸu ana kadar yaÅŸanan yıkımın çok daha ötesine geçecektir. Arap, Türkmen ve Kürt unsurlarından oluÅŸan Irak, adeta OrtadoÄŸu’nun mikrokozmozudur.

Amerika’nın dış politika yapım sürecine etkide bulunan önemli düÅŸünce kuruluÅŸlarından Council on Foreign Relations’ın baÅŸkanı Richard N Haas, Foreign Affairs Dergisi’nin Kasım/Aralık 2006 tarihli sayısında “The New Middle East1” (Yeni OrtadoÄŸu) baÅŸlıklı bir makale yayımladı. Haas, makalesinde OrtadoÄŸu’da SoÄŸuk SavaÅŸ sonrası ÅŸekillenen Amerikan hegemonyasının sona erdiÄŸini ve bölgede yeni bir döneme girildiÄŸini vurgulamakta. Savaşın mimarlarından Savunma Bakanı Donald Rumsfeld ara seçim hezimetinin ardından istifa etmek zorunda kaldı. Richard Perle, Eliot Cohen ve Kenneth Adelman gibi neo-conların önde gelen isimleri Irak konusunda mevcut politikanın bazı noktalarının yeniden gözden geçirilmesinin gerekebileceÄŸini dile getirdiler2.