Son dönemde Ankara, Suriye’nin kuzeyindeki PYD/PKK yapılanmasına ilişkin olarak daha çok Washington ile ciddi bir gerginlik yaşasa da, Rusya’nın bu konudaki tavrı da Türkiye-Rusya ilişkilerinin geleceği açısından belirleyici olacak.
Devamı
Erdoğan bu geziyi bir Latin Amerika gezisi olarak da görüyor. Uluslararası sistemdeki gerilim ve adaletsizliğe sürekli işaret edecek ve bu anlamda uluslararası bir farkındalık oluşturmaya çalışacaktır. BM reformu konusunu gündeme taşıyacaktır.
Devamı
Washington yönetimi bir stratejiden yoksun olduğu için de sahada YPG ile yürüyen taktiksel iş birliğinin kendisi strateji haline geliyor. CENTCOM bu gidişle ya bu çatışmanın kurbanı olacak ya da iki NATO müttefikini askeri olarak çatışma noktasına taşıyacak.
Pentagon'un Türkiye'nin tezlerini en azından anlayabildiğine dair bir algı oluşuyor. Ancak durum bu kadar net değil.
Bu zirvenin ekonomik gündemi korumacı politikalar, ABD-Çin arasında karşılıklı misillemelerle sürdürülen ticaret savaşı ve İran yaptırımları olacak.
Meselenin nirengi noktası Türkiye ya da Britanya'ya kurulan "tuzakta" değil. Avrupa'nın kendi elleriyle geleceğine kurduğu "tuzakta."
Erdoğan Rusya'nın 'uzun vadeli işbirliği' yapabilecek 'güvenilir bir dost ve doğalgaz tedarikçisi' olduğunu söyledi. Dahası, Rusya ile ilişkilerin 'hiçbir zaman diğer ülkelerin dayatmalarına' göre belirlenmediğini vurguladı. Putin ise 'iki ülke arasında güven olmadan' TürkAkım gibi bir projenin gerçekleştirilemeyeceğini belirtti.
Devamı
Kurt: ABD, PKK zayıflamış ve Kandil’e hapsolmuşken aldı üç PKK’lıya ödül kararını. Benzer bir kararı PYD ya da Avrupa’daki PKK yöneticileri için almadı. Türkiye’yi oyalamaya dönük bir karar bu. Bu arada PKK da hızla biçim değiştiriyor.
Devamı
SETA Güvenlik Araştırmacısı Murat Aslan ABD’nin Suriye’nin güneyinde izlediği politikalar hakkında değerlendirmede bulundu.
Artık örgütün ağırlık merkezinin Suriye'ye kaydığı ve Kandil ya da Sincar gibi dağlık bölgelerde barınan bir örgüt olmaktan çıkarak alan kontrolü sağlayan bir yapıya dönüşme gayreti içinde olduğunu görüyoruz..
ABD Başkanı Donald Trump'ın her an her şeyi söyleyebilme ihtimali artık çok az kimseyi şaşırtıyor.
Türkiye'nin en önemli önceliği kendi sınırında uydu devletçikler kurulmasını engellemek olacak. Bu hedeften şaşmadığı müddetçe kim ne yaparsa yapsın başaramaz.
SETA Strateji Araştırmacısı Talha Köse ABD’nin PYD/ YPG politikası karşısında Türkiye’nin tutumu hakkında değerlendirmede bulundu.
Trump'ın Ortadoğu'da yapmak istedikleri konusunda iyi bir yerde olduğu söylenemez.
En az iki yıl boyunca gerilimli bir iç siyaset ABD'yi bekliyor..
Politika değişimi söz konusu değil aksine yeni bir aşamanın zamanı geldiği düşünülüyor. Şöyle ki, Trump verdiği bütün sözlere rağmen Obama Dönemi YPG politikasından sapmadı. Hedef hep, YPG'yi PKK'dan kopartarak istediği şekilde kontrol edebildiği bir vekile çevirmek.
Amerika Türkiye'ye taviz veriyor ama hem hâlâ oyalama peşinde hem de hedef saptırma derdinde. Bir yandan Membiç'te adım atmak zorunda kalıyor. Öte taraftan PYD'nin gönlünü alıyor. Ertesi gün PKK ile PYD'yi ayrıştırma imajı veriyor.
AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mehdi Eker, 'Orta Doğu'da, Suriye'de, Irak'ta terör örgütleri üzerinden bir dizayn çabasında ABD'yi son derece aktif görüyoruz. Olabildiğince yeni sorunlar üretmeden, dostane ve müttefiklik ilişkileri içinde tezleri anlatarak bunun getirebileceği sıkıntıları paylaşıyoruz. Ama burada ABD ile iş birliği temin edemediğimiz noktalarda da Türkiye kendi kararlarını kendisi uyguluyor.' dedi.
ABD bu kararı, Türkiye'nin terörle mücadelesine destek görüntüsü vererek Türkiye ile yakınlaşma sürenin bir sonucu olarak sunmak istiyor.
SETA Genel Koordinatör Yardımcısı Prof. Dr. Kemal İnat, ABD-Türkiye ilişkilerini değerlendirdi.
Türkiye Fırat'ın doğusu konusunda çok ciddi. Buraya yönelik operasyon ihtimali en yüksek mercilerden ve en açık biçimde dile getiriliyor.